Menü

Maymunlar Cehennemi; Savaş Film Eleştirisi

1968 yılında vizyona giren Planet of the Apes (Maymunlar Cehennemi) kanımca sinemaya uyarlanmış (Pierre Boulle'in La planète des Singes adlı romanından) en parlak fikirlerinden birine sahiptir. Filmde evrim basamaklarını diğer tüm türlere fark atarak tamamlayan ve doğaya hükmeden insanoğlunun, gücü ele geçiren taraf olarak hak kazandığını düşündüğü zalimliğinin başka bir türe mal edilerek anlatılması son derece çarpıcıdır. Ardından gelen devam filmleri ilki kadar başarılı olmasa da Maymunlar Cehennemi Serisinin zaman içinde kültleşerek sinema tarihinde kendine özel bir yer edindiğini söylemek yanlış olmaz. Tim Burton'un 2001 yılındaki başarısız remake girişimi sonrasında 2011 yılında ilk serinin öncülü olarak tasarlanan Rise of the…
yönetmen - 7
müzik kullanımı - 6.5
görsellik - 8
Oyunculuk - 7.5
senaryo - 7.5
kurgu - 6.5

7.2

User Rating: Be the first one !

1968 yılında vizyona giren Planet of the Apes (Maymunlar Cehennemi) kanımca sinemaya uyarlanmış (Pierre Boulle’in La planète des Singes adlı romanından) en parlak fikirlerinden birine sahiptir. Filmde evrim basamaklarını diğer tüm türlere fark atarak tamamlayan ve doğaya hükmeden insanoğlunun, gücü ele geçiren taraf olarak hak kazandığını düşündüğü zalimliğinin başka bir türe mal edilerek anlatılması son derece çarpıcıdır. Ardından gelen devam filmleri ilki kadar başarılı olmasa da Maymunlar Cehennemi Serisinin zaman içinde kültleşerek sinema tarihinde kendine özel bir yer edindiğini söylemek yanlış olmaz.

Tim Burton’un 2001 yılındaki başarısız remake girişimi sonrasında 2011 yılında ilk serinin öncülü olarak tasarlanan Rise of the Planet of The Apes ilk filmin sahip olduğu iyi fikrin altını dolduran bir başka bir iyi fikri inandırıcı bir şekilde işlemeyi başararak sağlam bir temel attı. Rise of the Planet of The Apes ve onu izleyen 2013 tarihli Dawn of the Planet of the Apes bilimsel araştırmalar sırasında akıllanan maymunların var olmak adına insanlarla mücadelesini anlatırken iki taraftan da kahramanlar, düşmanlar, ihanet edenler, feda eden ve edilenleri anlatarak hikayeyi dengede tuttu. Ne insanoğlundan ne de maymun ırkından vazgeçmedi ve özenle oluşturduğu sağlam argümanlarıyla Maymunlar Cehennemini sonraki nesillere de sevdirdi.

Serinin üçüncü ve son filmi War for the Planet of the Apes ise insanlardan kaçan ve ormanın derinliklerinde saklanan Caesar önderliğindeki maymunların yeri Albay Colonel(Woody Harrelson) ve askerleri tarafından belirlenmesi ile açılıyor. Amacı özellikle Caesar’ı yok etmek olan Albayın gerçekleştirdiği baskın sonrası Caesar uğradığı ihanet ve kayıplarıyla başa çıkamaz, intikam peşine düşer. Bu amaçla çıkılan yolculukta yanlarına almak zorunda kaldıkları küçük kız hastadır. Caesar ve maymunlar yavaş yavaş insanlar cephesinde bu hastalık nedeniyle hiç bilmedikleri bir karmaşa yaşandığını anlarlar.

Maymunlar Cehennemi serisinin son filmine Savaş adı verilmiş olsa da ortada öyle beklediğimiz gibi şaşalı bir insan-maymun savaşı yok. Aksine en hareketli en heyecanlı kısımları olan ilk çatışma sahnesi ve baskın sahnesi sonrasında film önce Caesar’ın acılarına ve intikam mücadelesine, daha sonra da onun tekrar kendini bularak halkına sahip çıkmasına, onlara liderlik etmeyi hatırlamasına odaklanıyor. Bu kısımlar doğru söylemler ve haklı duygusal çatışmalar içeriyor olsa da ne yazık ki ara sıra melodram sınırına yaklaşarak oldukça ağır ilerliyor. Film uzadıkça biraz aksiyona, kıpırdanmaya razı olduğumuz anda çatışmaların arasına giren ağır çekimler, uzun uzun konuşup koz paylaşmalar da filme zarar veriyor. Müzik te özellikle duygusal sahnelerde biraz abartılı kullanılıyor.

Hareket yakalama teknolojisi ve Andy Serkis’in muhteşem performansı ile Casear’ın sinema tarihine mal olacak etkileyicilikte bir karakter haline geldiği bir gerçek. Sırf onun mimikleri bile bana göre filmi izlemek için yeterli sebep. Sadece onun değil, farklı karakterdeki maymunların gerçekliğinden şüphe etmeyi imkansız kılacak mükemmellikte bir teknik çalışma söz konusu zaten. Nova rolünde Amiah Miller masum güzelliği ve ekran ışığı ile filme katkı sağlarken Woody Harrelson da biraz abartılı yazılmış olan rolünün hakkını vermek için elinden geleni yapıyor.

War for the planet of the Apes hiç kuşku yok ki Caesar’ın halkını korumak için verdiği mücadeleyi ve uğradığı haksızlığı açık bir biçimde gözler önüne sererek ondan bir kahraman yaratıyor. Yaşadıkları dengesini bozsa da Albay Colonel’in bir Nazi subayını andıran tavırları yanında doğrusu pek te göze batmıyor. Filmde onun ağzından duyduğumuz ‘Bu savaşı ben başlatmadım’sözlerine de hak vermemenin imkanı yok. Filmde aslında askerlerden ibaret olmadığını bildiğimiz insan ırkının sadece hırs ve zalimliklerine değil doğaya da yenilerek sürüklendiği kader gerçekten sarsıcı. Son filmde ibrenin bariz şekilde maymunlardan tarafına dönmesinin ve insana zarar veren maymunlara değil, maymuna zarar veren insanlara odaklanmamız aslında bütüne bakıldığında filmin söylemeye çalıştıklarını fazla zedelemiyor. Çünkü ilk filmin çıkış noktasından biliyoruz ki bu iki tarafı da keskin bir hikaye. İlk seri insanların, sonraki(aslında önceki) ise maymunların çektiklerine ve özgürlük mücadelesine odaklanıyor. Mesela filme eklenen küçük kız çocuğu maymunların merhametini vurguluyor gibi görünürken aslında serinin ilk filmi Rise of the Planet of Apes’te Will’in çok sevdiği, evcil maymunu Casear’ı hatırlatarak maymun ve insanın evrim basamaklarında birbirlerinin yerini aldığının da net olarak anlamamızı sağlıyor. Ama tüm filmleri bir bütün olarak düşündüğümüzde efendi oldukları 1968 tarihli filmde acımasız şekilde tanımladığı maymunları, öncül üçlemede yücelterek güç sahibi olanın zayıf olanı ezdiği bir dünyayı lanetliyor ve gücü(zekayı) diğer cinsleri incitmeden kullanmanın bir yolunu bulmamız gerektiğinin altını çiziyor.

Sonuç olarak, War for the Planet of Apes, iyi geliştirip tartışmaya açtığı fikirleri ile bana göre hala çekiciliğini koruyan Maymunlar Cehennemi serisini, zirve noktasını muhteşem bir zafere değil tüm film boyunca duygusal altyapısını oluşturduğu insanoğlu ve maymun ırkı adına üzülmemizi sağlayan hüzünlü bir finale ayırarak noktalıyor. Bu sayede kanımca hem dramatik olarak ve hem de fikir bazında seriyi Planet of Apes’e(1968) kusursuz şekilde bağlamayı ve vurucu bir etki bırakmayı başarıyor.
İyi seyirler..

Yazılarımızdan haberdar olmak için abonemiz olun.