Menü

True Dedective Dizi Eleştiri; İlk Sezonun Ardından…

yazı seyretmemiş olanlar için spoiler içerebilir...   True dedective geçtiğimiz sezonun en fazla konuşulan ve beğenilen dizilerinden biriydi. Şu sıralar bambaşka karakterler ve bambaşka bir öyküyle ikinci sezonu yayınlanmaya başlayan dizinin ilk sezonunu tekrar irdelemek istedim. En başından söylemek gerekirse amacım kesinlikle  yarattığı değişik ve lezzetli tarzı yok saymak değil. Sadece farklı bir bakış açısı sunmak.. Öncelikle True Dedective’in gelmiş geçmiş en iyi müzik ve jeneriklerden birine sahip olduğunun altını çizmek gerek.  Bu konuda onunla ancak belki Game of Thrones yarışabilir. Dizinin ruhuna çok uygun jenerik müziğinin daha ilk anda  insanda diziyi izleme isteği yarattığı bir gerçek. Buna bir de…

True Detective

yönetmen - 80%
müzik - 90%
oyunculuk - 80%
senaryo - 65%
görsellik - 85%
kurgu - 70%

78%

True Detective

User Rating: 4.75 ( 1 votes)

yazı seyretmemiş olanlar için spoiler içerebilir…

 

True dedective geçtiğimiz sezonun en fazla konuşulan ve beğenilen dizilerinden biriydi. Şu sıralar bambaşka karakterler ve bambaşka bir öyküyle ikinci sezonu yayınlanmaya başlayan dizinin ilk sezonunu tekrar irdelemek istedim. En başından söylemek gerekirse amacım kesinlikle  yarattığı değişik ve lezzetli tarzı yok saymak değil. Sadece farklı bir bakış açısı sunmak..

Öncelikle True Dedective’in gelmiş geçmiş en iyi müzik ve jeneriklerden birine sahip olduğunun altını çizmek gerek.  Bu konuda onunla ancak belki Game of Thrones yarışabilir. Dizinin ruhuna çok uygun jenerik müziğinin daha ilk anda  insanda diziyi izleme isteği yarattığı bir gerçek. Buna bir de oyuncu kadrosunu, dizinin yakaladığı kasvetli ama bir o kadar da özgün atmosferi eklerseniz dizinin vaat ettiklerine kapılmanız çok kolay.

True Detective dizi incelemesi

True Detective dizi incelemesi

True Dedective özünde bir polisiye. Vahşice işlenmiş cinayetleri çözmek üzere bir araya gelen iki dedektifin öyküsünü anlatıyor. Sekiz uzun bölüm olarak tasarlanmış. Öyküyü de iki zaman dilimine ayırarak karakterler üzerinden ilerlemeyi seçmiş. Karakterler üzerinden diyorum çünkü dizi ilerledikçe aslında cinayetlerin  ve katilin önemi gitgide azalıyor. Hikaye adeta iki dedektifin karakterinin derinliklerine inmek için kullanılan bir fon haline geliyor. Zaten  öykünün yedinci bölüme kadar  dedektifleri neredeyse amaçsız ve hiç  ipucu vermeden oradan oraya sürükleyip en son bölümde cinayetleri çözülüvermesi bunun en iyi göstergesi.  Dedektif öykülerine gönül vermiş, birkaç iyi örneğini izlemiş olan herhangi bir dizi severin ne katilin personası ne de yakalanış şekliyle tatmin olmasına kanımca imkan yok. Yedi uzun bölüm boyunca süren kovalamaca demeyelim de sürünceme yeşile boyanan bir evle  çözülüyor!!! Dizinin hayranlarının bunun önemi olmadığını haykırdıklarını duyar gibiyim. Çünkü çoğu insan bu diziyi karakterleri ve atmosferi için izlediğini biliyorum ama yine de adı bile dedektif olan ve tüm sezon boyunca tek bir katile kafayı takıp onu kovalayan bir  öyküden çok daha fazlasını beklemeye hakkımız olduğu kanısındayım.

True Detective dizi incelemesi

True Detective dizi incelemesi

Bir kitap yazdığınızda karakterin ne düşündüğünü, nasıl düşündüğünü dilediğiniz gibi yazabilecekken film (ve ya dizi) senaryoları söz konusu olduğunda durum bambaşkadır. Sinemada karakterin düşünceleri devinimler, mimikler ve diyaloglar üzerinden yansır perdeye. Bunlar  haricinde  karakterin düşündüklerini yansıtmanın yolları bellidir. Flashbackler mesela size olayları karakterin gözünden yansıtır. Karakterle , geçmişiyle ilgili anlatmak istediğini  buna uygun tasarlanmış sahnelerle ve olaylarla anlatılır. Ya da dış ses kullanılabilir ki çok sevdiğim örnekleri olmakla birlikte aslında sinemada dış ses sanki biraz hile yapmaktır. Çünkü  karakterin aklından geçenleri dikte etmek  sinema ruhuna aykırı bir şeydir. İşte True Dedective de  dış ses yerine yeni bir hile kullanıyor. Diziyi seyretmeye başladığım andan itibaren aklımı hep kurcalayan, neden kahramanlarımızın  sorguya çağırıldıkları, dahası onları dinleyen dedektiflerin hayatları ve görüşleriyle neden bu kadar ilgilendikleri oldu. Sanki bu yeni dedektiflerin amacı cinayeti çözmek değil bu iki karakter arasındaki ilişkiyi irdelemekti. Sorun 90’larda başlayan öyküyü 10-15 yıl sonrasına taşımaksa  bu tercih olmadan da zaman akışı değiştirilebilirdi. Sonra yavaş yavaş bölümler ilerledikçe anladım ki  senaryo karakterlerine tiradlar yazmak istiyordu. Olayları onların  gözünden yansıtmak değil düpedüz neler düşündüklerini söyletmek. Herhangi bir dizi düşünün karakterlerin birbiri hakkında görüşlerini bu kadar ilk ağızdan duydunuz mu hiç? İşte senaryoya  itirazım bu noktada özellikle Rust’ın bize uzun uzun düşüncelerini, hayat felsefesini anlatmasına. Oysa derinliği olan bir karakter Rust. Böyle bir hileye hiç ihtiyacı yok. Uzun tiradlarının felsefi boyutu  bazen kitaptan alıntı derecesinde yapay bana göre. Öykünün içine yerleşmiyor, öyküyü akıtmaya yaramıyor. Bu nedenle senaryo son derece hantal, bu nedenle diziyi izlemek zaman zaman sıkıcı bir hal alıyor. Büyük laflar var, güzel laflar var ama bir şeylere hizmet etmiyor çoğu zaman.

rtjulguqqzcv6nxmxvax

Yine de hakkını verelim, True Dedective müzikleri, atmosferi, karakterleri  ve görüntü yönetimi  ile televizyondan ziyade sinemaya yakın duran bir çizgi tutturmayı başaran bir dizi.  Keşke anlatmayı amaçladığı öyküyü ve ya öyküleri bize geçirmenin daha dinamik bir yolunu bulabilseydi.

Yazılarımızdan haberdar olmak için abonemiz olun.