Menü

Yaz için Arşivden Dizi Önerileri

Bu sıcak yaz günlerinde evden çıkılmaz, ben oturur dizimi izlerim diyenlere işte hepsi kendi hayran kitlesini yaratmış dizilerden öneriler. Bir kısmını muhakkak seyretmişsinizdir. Belki dizi seçerken kararınızı İMDB puanlarına göre  vermek isteyebilirsiniz. Tabii ki zevkler ve renkler tartışılmaz. Yine de aşağıdaki dizileri gerçekten çok severek izlemiş birinin fikirleri  ilginizi  çekebilir ve size bambaşka bir alemlerin  kapılarını açabilir.

1-Lost; (6 Sezon, 2003-2009)

Lost dizi inceleme

Lost dizi inceleme

Herhalde adını duymamış olan yoktur. İlk bölümünden itibaren rekor sayıda izleyiciye ulaşmış, hakkında bloglar dolusu teori üretilmiş, kanımca bu güne kadar da eşi benzeri çekilmemiş bir dizidir. Konusu her ne kadar ıssız  adaya düşen bir grup insanın başından geçen gizemli olaylar olarak özetlenebilirse de Lost bundan çok daha fazlasıdır.  Format olarak baktığınızda bile farklıdır. Flashback kullanımını daha önce pek çok filmde dizide görmüştük ama Lost’taki Flashback, Flashforwardların kullanımı sanırım hala benzersiz. Her bölümün bir kısmı karakterlerden birine ait flasbackler içeriyor ve adada geçen olaylara her seferinde inanılmaz bir maharetle bağlanıyor. Pek çok karakteri var Lost’un. Hepsi ustalıkla çizilmiş ve Flashbackler onların daha önce kim olduğunu neler yaptıklarını anlamanızı sağlıyor yavaş yavaş. Tabii onların kim olduğu adada kime dönüştüklerini getiriyor ardından. Üçüncü sezonun ardından artık karakterleri iyice tanıyıp benimsediğimizde flashforwardlarla bu kez kime evrileceklerini göstermeye başlıyor. Bunu kesin bir gelecek olarak ta kabul edebilirsiniz olası geleceklerden biri de. Zaten dizi en son sezon paralel evreni de göstererek bu çemberi tamamlıyor. Hatta dördüncü sezonda zaman yolculuğunu bile ustalıkla diziye uyarlıyor. Üzerine sayısız teoriler üretilen kara dumanla, kutup ayılarıyla, gizemli sayılarla, iki saatte bir basmanız gereken bir düğme ile ilgili değil Lost. Aslında kim olduğumuzla ilgili. Mesleğimizi, cinsiyetimizi, sosyal konumumuzu, daha önce bizi tanımlamış olan şeyleri  bir kenara bırakırsak  özünde kim olduğumuzla..Maskeler ve bahaneler olmaksızın. Mesela daha yeni tanıştığınız birini kurtarmak için nereden geldiği, ne olduğunu bilmediğiniz kara dumanın peşinden koşar mısınız? Ya da çok tanımadığınız birini iyileştirecek ilaçlara ulaşabilmek için bir diğerine işkence edilmesine göz yumar mısınız? Liderlik edebilir misiniz? Kahraman olabilir misiniz ve ya olmak ister misiniz? İnanç adamı mı düşünce adamı mısınız? Kalbinizin mi aklınızın mı sesini dinlersiniz? İstediğinizi elde etmek için ne kadar ileri gidersiniz? Neyi göze alırsınız? Peşini bırakabilir misiniz? Dizi altı sezonu boyunca temposunu, şaşırtmacalarını hiç azaltmadan bizi bu sorularla sınıyor.

Niye izlenir: Dizinin sunduğu metaforlar üzerinden insan doğasını anlamak için..

2-Prison Break (4 sezon, 2005-2009)

Prıson break dizi inceleme

Prıson break dizi inceleme

Prison Break adından da anlaşılacağı gibi bir hapisten kaçma hikayesi anlatıyor. Abisi ABD  başkan yardımcısını öldürmekten  idama mahkum olan Michael Scolfield (Wenthworth Miller) onu kanuni yollardan kurtarmayı başaramayınca tüm hayatını hiçe sayarak hapisten kaçırmaya çalışıyor. Mühendis olarak parlak bir geleceği olabilecekken abisi için hapse girmeyi göze alıyor. Michael çok zeki ve soğukkanlı olmasının yanında aslında karıncayı bile incitemeyecek biri. Ama abisini kurtarabilmek için göze aldıkları,  ödediği bedeller ve bu yolda zarar verdiği insanlar onu gitgide köşeye sıkıştırıyor, vicdanını yaralıyor. Yine de prensiplerinden ödün vermemeye çalışıyor elinden geldiğince.. Dizinin her sezonunda ama özellikle ilk sezonunda her bölümde  amacına biraz daha yaklaşıp sonunda hayal kırıklığına uğradığını izliyorsunuz. Ama tüm engelleri aşmanın yolunu buluyor ve asla geri adım atmıyor. Dizi her ne kadar Michael üzerine kuruluysa da yan karakterler de son derece inandırıcı ve karizmatik. Oyunculuklar da üst düzey. Çocuk tacizcisi T-Bag, mafya babası Abruzzi  ve özellikle ikinci sezonda kadroya katılan sorunlu ama zeki FBI ajanı Malone’u izlemeye doyamıyorsunuz.

İkinci sezonda kaçan, üçüncü sezonda çok daha farklı bir hapishaneye düşen ve en son sezonda  özgürlüğüne kavuşmak için hükümet adına bir dizi soygun yapmak zorunda kalan Michael’in derviş sabrı, pırıl pırıl parlayan zekası  ve sevdiklerine olan bağlılığı sizi de diziye bağlıyor. Her bölümü yüreğiniz ağzınızda heyecanla izliyorsunuz. Dizinin uzun bir aranın ardından gelen son sezonu ise doğrusu ciddi hayal kırıklığı yarattı. Belki tek olumlu noktası dizinin sonunu değiştirip yüreklere su serpmesi oldu yani son sezon izlenmese de olur ama ilk dört sezonun efsanesi sürüyor…

Niye izlenir: Tabii ki  Michael için, dizinin yarattığı birbirinden özgün kötü karakterler için, bu kadar entrika, kaçma kovalamaca ve kaçış planını son derece zekice, akıcı ve  tutarlı  olarak aktarabildiği için …

3-Fringe( 5 sezon, 2008-2013)

Fringe dizi inceleme

Fringe dizi inceleme

Fringe bilimle bağlantılı, akıl almaz olayların çözülmesi için kurulan bir polis departmanın adı. Kahramanımız Olivia Dunham bir dizi olay sonrasında bu bölümün dedektifi olarak görevlendiriliyor. Olayların çözümüne ulaşmakta zorlanınca bir akıl hastanesine kapatılmış olan bilim adamı Walter Bishop ve onun zeki ama sorunlu oğlu Peter Bishop’ı da bölüme danışman olarak almak zorunda kalıyor. Bu ekip aklınızın sınırlarını zorlayan, ucu sonunda paralel evrenlere, zaman yolculuğuna varan maceralara yelken açıyor. Dizinin kozu Walter Bishop karakteri. Bu biraz (!) kafadan çatlak ama çok zeki ve cüretkar bilim adamı karakteri dizinin mizah yükünü de çekiyor.

Neden izlenir: Düşüncemizin sınırlarını, evrenimizin (!) sınırlarını zorlamak için…

4- Dr. House (8 sezon, 2004-2012)

doctor-hous-dizi-inceleme

Çok zeki bir adam olan House (Hugh Laurie) alışageldiğimiz doktor tiplemelerinin aksine  uyumsuz, biraz sosyopat, neredeyse hiç bir şeye saygısı  olmayan biri, üstelik bunun da farkında. Her bölümde ele aldığı vakaları çözme hevesi insanlara yardım etmek istemesinden değil, bu tıbbi bilmecelerin onu oyalıyor olmasından. House tamamen başrol oyuncusunun karizmasına dayalı ilerleyen bir dizi.  Tıpkı dedektiflerin cinayetleri çözmesi gibi tıbbi vakaları çözümlerken dizideki diğer karakterler ne yaparlarsa yapsınlar, ne kadar zekice davranırlarsa davransınlar Dr House onlarla kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor. Vicdan ve merhamet kelimelerinin anlamını nerdeyse hiç bilmeyen House sadece aklını kullanarak hep haklı çıkıyor, haklı çıktıkça da daha acımasız oluyor, kendisine karşı bile…Onun gibi bir karakteri hoş görmek ve ya onunla özdeşleşmek kolay değil ama olayları, insanları onun gözünden görmeyi başardığınızda  insanoğlunun ipliği pazara çıkıyor. İnsanların düzenbazlıklarını, kendilerine bile söyledikleri yalanları, kurnazlıklarını apaçık görebiliyor ve her seferinde şaşırıyorsunuz. ‘Herkes yalan söyler’diyor House ve işin kötüsü haklı da çıkıyor.

Neden izlenir: Zekice yazılmış senaryosu ve  her bölümde sizi hayretler içinde bırakan başkarekterin insanların zaaflarıyla nasıl eğlendiğini görmek için…

5- Glee (6 sezon,2009-2015)
Tamam kabul edelim, Glee aslında bir teenage dizisi. Bir  lise korosundaki öğrencilerin yaşadıkları üzerinden Amerikan liselerinin durumunu resmediyor. Genel anlamda  herkesi olduğu gibi kabul etmek ve kendin olmak ana fikri üzerine kurulu.

Ama bir  müzikal komedi  dizisi olması Glee’yi özgün kılıyor. Bazen birkaç hafta önce liste başı olmuş şarkıları bazen de Madonna ve Michael Jackson gibi devlerin klasiklerini   oyuncuların muhteşem seslerinden farklı yorumlarla  dinliyorsunuz. Şarkılar çoğu zaman müthiş dans ve showlarla destekleniyor. Dizi bununla da kalmıyor farklı müzik türlerini, hiçbir araya gelmez diyeceğiniz şarkıları harmanlayan müthiş ‘Mash-up’lar yaratıyor. Dizinin mutfağında da müzikal alt yapısını destekleyen çok sağlam bir kadrosu olduğu aşikar. Bu sayede yeni nesile eski şarkıları tanıtıyor,  yıllar içinde gözünüzden kaçanları adeta yeniden parlatıp keşfetmenizi sağlıyor.

Dizinin karakterlerinin  çoğu dramatik metni sağlamlaştırmak adına arıza ve Amerikalıların looser dediği Türkçede  de ezik olarak tanımlanan tipler. Tabii ki çok idealist ve onları hep doğru yönlendirmeye çalışan bir öğretmenleri var. Glee kulübünün en büyük düşmanı ise  okulun ponpon kızlarının koçu olan Sue(Jane Lynch) karakteri. Bu karakterin  tavırları ve diyalogları son derece absürd ve diziye eğlenceli bir sos katıyor. Pek çoğu  Broadway Showlarında da rol alan genç oyuncu kadrosunun sesleri muhteşem. İçlerinde en fazla öne çıkanlar  ise hırslı ve kendini beğenmiş Rachel karakterini canlandıran Lea Michael ve ikinci sezonda yan karakter olarak diziye katılan ama kısa zamanda kendine sağlam bir yer edinen Darren Criss(Blaine). En son olarak dizinin baş karakterlerden biri olan Finn Hudson’ı başarıyla canlandıran ve Lea Michael’in nişanlısı olan Cory Monteith’in maalesef  2013 yılında hayatını kaybettiğini kalbim sızlayarak eklemek isterim.

Neden izlenir: Müzikal severler, müzik severler için bulunmaz nimet olduğu için.., Rocky Horror Picture Show bölümü için…Adele’den  ‘Romour has it’ ve ‘Someone like you’ Mash-up’ı için…Smooth Criminal’i şimdilerde Flash’ı canlandıran Grant Gustin’den kontrbas eşliğinde dinlemek için..Örnekler çoğaltılabilir:))
6-The 100(4 sezon, 2014- )

Seçtiklerim içinde en yeni olan dizi the 100. Bu listeden de anlaşılacağı gibi takip edebildiğim kadarıyla   son yıllarda kalbimi çalan fazla dizi yok. Bir süper kahraman furyasıdır gidiyor. Bunların bazılarının eğlenceli olduğunu kabul etsem de orginal fikirler zor bulunuyor. İşte 100’ün bu listede yer almasının en büyük nedeni de bana göre orijinal fikirler içeriyor olması.

Kass Morgan’ın aynı adlı kitabından uyarlanan dizi apokaliptik bir gelecek anlatıyor. Nükleer savaştan sonra yaşanmaz hale gelen dünyadan kaçan bir avuç insan dünya yörüngesinde dolaşan bir uzay gemisine sığınmış ve insanlık yaklaşık yüz yıllık bir zaman diliminde burada varlığını sürdürmüştür. Geminin kapasitesinin sınırlı olması ve meydana gelen arızalar nedeniyle dünyaya dönmek  tekrar bir seçenek haline gelir. Radyasyonun yaşama elverişli seviyeye inip inmediğini anlamak için 18 yaşından küçük 100 mahkum dünyaya gönderilir. Eğer dünyada bir yaşam kurabilirlerse, hayatta kalabilirlerse suçları da affedilecektir. Çocuklar dünyaya indikten kısa süre sonra radyasyonun onlara zarar vermediği anlaşılır ama dünyada onları pek çok yeni sorun, savaş ve mücadele beklemektedir.

Özellikle gençler üzerinden anlatıldığı düşünülürse 100 sert bir dizi, yani pek öyle sanıldığı gibi ergen dizisi değil. Özellikle ilk sezonda biraz Lost’taki gibi farklı bir ortamda hayatta kalma mücadelesini, biraz da ebeveynlerinin rehberliğinden uzak çocuklar teması ile Sineklerin Tanrısını  hatırlatıyor. Zaten ebeveynler devreye girdiğinde işler daha da sarpa sarıyor. Dizinin müthiş bir senaryoya ve ya üst düzey oyunculuklara sahip olduğunu söylemek zor ama  tansiyonu  düşürmemeyi başarıyor. Sonuç olarak  insan ırkının zor seçimler yaparak ve  başta karakterlerin çocuklukları olmak üzere pek çok şeyi feda ederek varlığını sürdürme mücadelesini anlatıyor.

Neden izlenir: Gitgide daha kompleks hale gelen apokaliptik orginal hikayesi için…

7- Behzat Ç; (3 sezon, 2010-2012)

behzat-c-dizi-inceleme

behzat-c-dizi-inceleme

Behzat Ç  Türkiye’de yapılmış diziler arasında neredeyse tek eli yüzü düzgün polisiyedir ve sırf bu bile aslında diziyi izlemek için yeterli referans kabul edilebilir. Emrah Serbes’in romanından uyarlanan dizinin tutarlı, gerçekçi, samimi ve eğlenceli  aslında biraz da(!) küfürlü senaryosu  tam üç sezon tıkır tıkır işliyor. Ayrıca başta Behzat (Erdal Beşikçioğlu) olmak üzere son derece derinlikli, iyi tasarlanmış  karakterlere  hayat veren oyuncular da  çok iyi bir iş çıkartıyorlar. Buna bir de alttan alta istikrarla vurguladığı politik karşı duruşunu ve Ankara’ya olan sevdasını eklediğinizde bir saati aşkın bölüm süresi sizi hiç yormadan akıp gidiyor. Üstelik dizi her bölümde bir cinayeti çözerken yavaş yavaş Behzat’ın kızının intaharıyla ilgili gizemin de perdesini aralıyor ve bunu muhteşem bir sezon finaliyle noktalıyor. Doğrusu ilk sezon finali yabancı dizilerin bile çoğunu sollayacak nitelikte.

Behzat Ç bununla da kalmıyor  Nejat İşler’in oynadığı Ercüment Çözer gibi Türk dizilerinde görmeye alışık olmadığımız kadar özgün ve incelikli kötü karakterler de sunuyor. CSI’lardan, SVU’lardan gına geldiyse kesinlikle  Behzat Ç’ye göz atmanızı öneririm. Behzat’ı Horatio’dan çok daha fazla seveceksiniz:))

Neden izlenir; Muhteşem ilk sezon finali için. Behzat’ın ‘saçma sapan konuşma la’ repliği ve silahı bacağıyla tek seferde  kuruluşunu görmek için …Ve tabii bir de bu kadar çok artıyı bünyesinde toplamış çok nadir Türk dizilerinden biri olduğu için.

8-Şubat (1 sezon, 2012)

şubat-dizi-inceleme

şubat-dizi-inceleme

Bu liste artık iyice kontrolden çıktı çünkü sırada yine bir Türk dizisi var. Adını  ‘Sen aydınlatırsın geceyi’, ‘İtirazım var’ gibi kalburüstü filmlerle duyuran yönetmen-senarist Onur Ünlü’nün genel yönetmenliğinde Funda Alp’in özgün mü özgün senaryosu ile çekilen Şubat görüp görebileceğiniz en nev-i şahsına münhasır Türk dizilerinden birisidir desek yanlış olmaz..Sadece jeneriği izlediğinizde kostümleri ve  müziği ile bile heyecan yaratmayı başarıyor. Dizinin müziklerinin çoğu  Sagopa Kajmer imzası taşıyor ve dizinin ruhuna çok iyi uyuyor.

Zengin insanlar adına çalışan bilim adamları yetimhanedeki çocuklar üzerinde deneyler yaparak ölümsüzlüğün sırrını bulmaya çalışmaktadır. Şubat ta bu çocuklardan biridir. Bir gece yetimhanede yangın Şubat yüzünde çirkin bir yara izine ve yetimhaneden kaçıp  kurtulmasına neden olur. Kendisini bulan ve büyüten Aziz Bey kültürlü bir adamdır ama ailesine olanlar yüzünden sokaklarda yaşamakta, sokak çocuklarını gözetmektedir. Sokaklarda adeta birbirini kollayan bir aile kurmuştur. Kendi halinde yeraltında yaşayan Şubat bir taraftan da televizyonda gördüğü haber muhabiri Yağmur’a platonik bir aşkla bağlıdır. Dizinin Yağmur ile Şubat aşkına yaklaşımı 80’lerin efsane dizisi Güzel ve Çirkin’e açık bir gönderme olduğunu da belirtmeden geçmeyelim.

Şubat aslında özellikle teknik anlamda zaafları olan bir dizi. Çok mantıklı bir hikaye de anlatmıyor. Ama karakterleri, oyunculuğu ve senaryosu o kadar incelikli o kadar sıra dışı ki adeta diziyle gururlanmamızı sağlıyor. Bazı sahneleri ve diyalogları ile unutulmaz tadlar bırakıyor.

Ne için izlenir: Her bölümün başında yer alan ve size feleğinizi şaşırtan,  üzerinde saatlerce düşünmenize neden olabilecek  monologları  için..Kostüm tasarımları için… Nadir Saribacak’ın hayat verdiği Duble karakteri için.. ‘tayfa!! volta!!’ repliği için…

9-Alias: (5 sezon, 2001-2006)/ Nikita(4 sezon, 2010-2013)

alias-dizi-inceleme

alias-dizi-inceleme

Evet, Alias’ın eskilerde kaldığı bir gerçek. Üzerinden dile kolay on yıl geçmiş. Yine de aklıma ondan daha iyi bir ajan dizisi gelmiyor, en azından benim seyrettiklerimin hala en iyisi. Sadece Nikita biraz onun başarısına yakın duruyor. Bu arada   karakterleri ve hikaye gelişimiyle fazlasıyla Alias’ı andıran Nikita’ya bir parantez açmak gerekirse son  derece tutarlı ve seyir zevki yüksek, hatta belki de Alias’a oranla daha ayakları yere basan bir dizi olduğunu  söyleyebiliriz. Ama işte belki  Alias’n başkarakteri Sydney’in daha naif olmasından, belki ailesinin işin içine karışmasından, belki kehanetlerle fantastik bir bağlamda giden ikincil hikayesinden  ve belki de özellikle ilk iki sezonda Michael’a olan imkansız aşkından dolayı Alias bana göre bir adım önde.

Kendisini CIA adına çalışıyor zanneden Sydney Bristoll nişanlısına durumu anlatır. Aslında SD6 adında  terörist bir organizyon adına çalışmaktadır ve SD6 bu sırrı öğrenen  nişanlısını öldürtür. Bundan sonra CIA için çift taraflı ajan olarak çalışmaya başlayan Sydney’in amacı nişanlısının intikamını almak ve organizasyonu çökertmektir.

Alias JJ Abrahams’ın ilk dizilerinden biri ve dünya çapında üne kavuşmasının en önemli nedeni. İlk sezonda  rol alan  Bradley Cooper’ı şimdiki karizmasından ve ününden çok uzak genç sevimli halinde izlemek te ayrı bir keyif.

Neden izlenir: Jeniffer Gardner’ın hayat verdiği işinde çok iyi, çok cool ama özel hayatında kırılgan bir genç kız olan Sydney Bristoll karakterinin nasıl giyinip süslenip herkesi dövdüğünü görmek  ve arka plan hikayede oldukça önemli yer kaplayan  Rambaldi’nin ölümsüzlükle ilgili sırrını kovalamak  için.

10-Supernatural (12 sezon, 2005-..)

Supernatural dizi inceleme

Supernatural dizi inceleme

10 numarada 12.sezonu bitmiş ve 13. Sezonun  onayını almış olan Supernatural var. İki kardeşin babalarından, hatta dedelerinden gelen doğaüstü yaratıkları yakalama işine soyunmasını anlatan dizinin neden tam on sezondur bizi oyaladığını düşünmek lazım önce. Bunda karakterlerinin ve alt metninin etkisi büyük. İlk gençlik yıllarından beri aynı rolü oynayan Jensen Acnes(Dean Winchester) Jared Padalecki (Sam Winchester) rolleriyle birlikte büyüdüler sanki. Tüm o kaçma kovalamaca, yaratık yakalamaca, vampir avlamacanın ortasında dizi aslında birbirinden çok farklı olan iki kardeşin ilişkisi ve birbirleri için göze aldıklarıyla ilgili. Tabii sezonlar ilerledikçe diziye dahil olan melekler ve iblisler üzerinden, dini inancı ve kaderi de sorguladığını hatta didik didik ettiğini söylemek mümkün.

Niye izlenir: Ruhlarla, vampirlerle, iblislerle, meleklerle işim olmaz diyorsanız bile  dizi sadece müzikleri ve ekranın kanımca en karizmatik ve sevimli kötüsü cehennemin kralı Crowley karakteri  için bile izlenir. Ama tabii ne yalan söyleyelim on iki sezon da biraz göz korkutmuyor değil.…

 

 

Yazılarımızdan haberdar olmak için abonemiz olun.