Menü

Açlık Oyunları Alaycı Kuş; Bölüm 2 Eleştirisi

(İlk üç film için spoiler içerebilir) Son yıllarda sinemaya aktarılan gençlik serilerinden bir tanesi daha yolculuğunu tamamladı. İlk filmde filmin bize sunduğu distopik dünyayı, gençleri arenada dövüştüren ve üstelik bunu canlı olarak yayınlayan zihniyeti şöyle bir tanımış ama esas olarak kendimizi kahramanımız Katniss Everdeen’in (Jeniffer Lawrence) arenada geçen öyküsüne kaptırmıştık. İlk filmi suya sabuna dokunmamakla suçlayan eleştirilere hiç katılmadığımı belirtmem lazım. Çünkü en azından ilk planda gençlerin beğenisine sunulan serinin bu sınavı ortalığı fazla kana bulamadan ama olayın korkunçluğunu da fazla zedelemeden atlattığı söylenebilir. Ayrıca ilk film Peeta ve Katniss’in aşk hikayesinde kalbimize dokunmayı , Rue’nın öldüğü sahnede ise fazla…
yönetmen - 7.5
oyunculuk - 7.5
kurgu - 7
görsel efektler - 8
senaryo - 7.5

7.5

User Rating: 3.9 ( 1 votes)

(İlk üç film için spoiler içerebilir)
Son yıllarda sinemaya aktarılan gençlik serilerinden bir tanesi daha yolculuğunu tamamladı. İlk filmde filmin bize sunduğu distopik dünyayı, gençleri arenada dövüştüren ve üstelik bunu canlı olarak yayınlayan zihniyeti şöyle bir tanımış ama esas olarak kendimizi kahramanımız Katniss Everdeen’in (Jeniffer Lawrence) arenada geçen öyküsüne kaptırmıştık. İlk filmi suya sabuna dokunmamakla suçlayan eleştirilere hiç katılmadığımı belirtmem lazım. Çünkü en azından ilk planda gençlerin beğenisine sunulan serinin bu sınavı ortalığı fazla kana bulamadan ama olayın korkunçluğunu da fazla zedelemeden atlattığı söylenebilir. Ayrıca ilk film Peeta ve Katniss’in aşk hikayesinde kalbimize dokunmayı , Rue’nın öldüğü sahnede ise fazla duygu sömürüsü yapmadan etkileyici olmayı da başarmıştı.
11
İkinci film ise ilkinin bize çok ayrıntılı anlatmadığı dünyanın, sınıf farklılığının, medyanın kötüye kullanımının, egemen sınıfın zalimliğinin ve ikiyüzlülüğünün altını çizerek hem ilkini tamamlıyor hem de kahramanlarımızı yeniden arenaya göndererek heyecanlı bir aksiyon sunuyordu. Bu arada belki yönetmen koltuğunu Francis Lawrence devraldığından belki de arenaya gidenler artık çocuklar olmadığından film daha sert bir tona bürünüyor, sadece ergen yaş grubunu değil, yetişkin izleyicileri de salonlara çekmeyi başarıyordu.
1
Serinin son kitabını ikiye bölme fikri çok eleştirildi. Ticari kaygılar da içerdiğini yadsımamakla birlikte eldeki malzemenin tek bir filme sığdırılmasının zor olduğunu kabul etmek lazım. Üçüncü filmde 12. Mıntıka’nın yani Katniss’in evinin tamamen yok edildiğini öğrendik ve 13. Bölgede konuşlanmış, organize isyancılarla ve onları yöneten Başkan Coin ile tanıştık. Katniss’i devrimin yüzü yapmaya çalışan isyancıların medya üzerinden adeta kampanya yürütüyor olması açlık oyunlarını hep söylendiği gibi algı oyunlarına çeviriyor, ölen insanları bile kampanya malzemesi yapıyordu. Peeta’nın beyni yıkanarak Kapitol tarafından oyunda bir piyon haline getirilmesine karşılık aslında Katniss’in de farklı bir durumda olmadığının altı çiziliyordu. Bu kısım aksiyondan yoksundu belki ama kanımca serinin derdini anlatabilmesi açısından çok değerli sahneler de içeriyordu. Mesela Katniss’in hüsranla sonuçlanan hastane ziyareti sonrasında Snow’a açık olarak kafa tutması hem isyancıların hem de Katniss’in geldiği noktayı inandırıcı kılıyordu. İsyancıların Kapitole saldırdığı sahnede ise Katniss’in sesiyle başlayan şarkının isyancıların katılımıyla söylenerek çoğalması kıvılcımı yakanın Katniss olduğunu, her yerde olamasa da her şeyi onun başlattığını vurguluyordu. Neyse ki film aksiyon beklentilerini karşılamak adına bu sahneye Katniss’i eklemek gibi ucuz yollara başvurmamıştı.

Serinin son filmi ise Peeta’nın canına kastetmesi ile kişisel anlamda da bir trajedi yaşayan kafası, kalbi iyiden iyiye karışan Katniss’in öfkesini yönlendirdiği Başkan Snow’u öldürmek için her şeyi göze almasını anlatıyor. Bu girişimi de başkan Coin tarafından bir tiyatroya çeviriliyor. Yine de Snow’un isyancıları içine çekmek için şehrin dış mahallelerine tıpkı açlık oyunlarındaki gibi döşediği ölüm tuzaklarından kurtulmaya çalışarak ona ulaşmayı hedefliyor kahramanlarımız.
Filmin aksiyon sahneleri ilk bölüme göre biraz daha bol ve başarılı olmakla beraber bu film de aslında bir aksiyon filmi değil. Aksiyon adına en öne çıkabilecek bazı sahnelerin (kapitolün ele geçirilmesi gibi) perdeye hiç yansımıyor oluşu da bu çıkarımı destekliyor. Filmin yine de beklentileri karşılamak adına aksiyon sahneleri ile duygusal sahneleri dengelemekte sorunlar yaşaması ara sıra temponun düşmesine neden oluyor.
Filmin eleştirilebilecek kısımlarından bir diğeri ise Peeta’nın iyileşme süreci. İçine düştüğü karanlıktan üstelik o kadar kovalamaca arasında kolayca kurtulması pek inandırıcı değil ne yazık ki. İlk iki filmde aksiyona rağmen özenle anlatılan Peeta- Katniss- Gail aşk üçgeni de bu bölümde aceleye gelmiş gibi. Oysa büyümekte olan bir genç kızın çevresinde tüm olan bitene karşın doğru adamı bulma yolculuğu da serinin izlenmeye değer kısımlarından biriydi. Onu sadece bir savaşçı ya da devrimin yüzü olarak değil aynı zamanda bir genç kız olarak görmemizi sağlayarak karaktere derinlik katıyordu.
2
Oyunculuklara gelince Jeniffer Lawrence’ın rolünün altından ustalıkla kalktığını, Katniss’i ete kemiğe büründürerek oynadığı karakter üzerine inşa edilen seriyi de bir anlamda taşıdığını söylemek mümkün. Son film itibarıyla diğer oyuncular da rollerine iyice ısınmış durumda. Yenilerden Julianne Moore başkan Coin karakterinin soğuk tekinsizliğini vurgulamakta her zaman olduğu gibi başarılı. Ayrıca filmin geçen yıl hayatını kaybeden Philip Seymour Hoffman’ın perdeye yansıyan son performansı olduğunu da üzülerek belirtelim.
Son filmin devrimin hikayesi açısından seriye koyduğu noktaya gelirsek bunun tahmin edilebilir olduğu savı kitabı okumamış olanlar için pek te gerçekçi değil. Sonuçta bu bir Hollywood gişe filmi. Özgün bir Hollywood senaryosu olsa bu sonu bulamazsınız pek, en azından bu kadar net bir şekilde. Snow ile Katniss’in kan davasına odaklanmayı, onu sündürüp bir final dövüş sahnesiyle taçlandırmayı tercih ederdi sanki Hollywood. Oysa kitap uyarlaması olması sayesinde Açlık Oyunları serisi ilk filmden itibaren oluşturduğu söylemi doğru şekilde doğru bir yere oturtarak seriyi bir üst seviyeye taşıma şansı buluyor. Ne yazık ki en son sahnesi hariç. Öncelikle bu sahnenin de kitapla birebir uyumlu olduğunu söyleyelim. Yönetmen büyük olasılıkla bu sahneyi o son repliği Katniss’e söyletmenin cazibesine kapılarak çekmiş. Ama keşke bir önceki sahneyle sonlandırsaymış filmi. Çünkü bu sahne süreç olan bir durumun sonuç gibi algılanmasına yol açarak seriye ciddi olarak zarar veriyor sanki.

Yine de Açlık Oyunlarının prodüksiyonu ve oyunculukları, özellikle ilk iki bölümdeki muhteşem kostüm tasarımları ve anlattığı başkaldırı hikayesi ile benzerlerinden oldukça ileride olduğunu, teknik anlamda doyurucu, seyir zevki yüksek bir eğlecelik olmanın ötesine geçtiğini belirtmek lazım. Katniss ilk katıldığı açlık oyunlarından itibaren bir taraftan hayatta kalmak için mücadele ederken bir taraftan da büyümeye çalışıyor aslında. Omuzlarındaki yük hep ağır geliyor ama o ne olursa olsun direnmekten vazgeçmiyor. Bir gençlik filmi kahramanı olarak, bir genç kız olarak güçlü, bağımsız, adil, merhametli ve sağduyulu duruşuyla Katniss doğru bir örnek olarak yansıyor perdeye her şeyden önce. Seri kanımca sinema tarihine Katniss Everdeen gibi genç bir savaşçı armağan etmesi ve bir ergen filmi olarak bakıldığında doğru mesajları içermesi açısından bile değerli.

Yazılarımızdan haberdar olmak için abonemiz olun.