Menü

Alias Grace Dizi Eleştirisi

Netflix ve CBC ortak yapımı Alias Grace kısa süre önce izlediğimiz, büyük beğeni kazanan Handmaid’s Tale ‘in yazarı Margaret Atwood’un gerçek bir olaydan esinlenerek yazdığı romandan Kanadalı aktris, yazar ve yönetmen Sarah Polley’in imzasıyla televizyona uyarlanmış. 1843 yılında henüz 16 yaşındaki İrlanda göçmeni hizmetçi Grace Marks (Sarah Gadon) evin diğer çalışanı James Mc Dermott (Kerr Logan) ile beraber patronu Thomas Kinnear(Paul Gross) ve sevgilisi Nancy Montgomery(Anna Paquin) öldürmekten hapse mahkum olur ancak olayı tam anlamıyla hatırlayamamaktadır. Olaydan on beş yıl sonra yeni gelişen psikoloji bilimi sayesinde suçlu ve ya masum olduğunu ortaya çıkartabilmek amacıyla Dr Simon Jordan(Edward Holcroft) Grace ile…
yönetmenlik - 7.5
oyunculuk - 8
kurgu - 7.5
müzik - 7
senaryo - 7.5
sinematografi - 7.5

7.5

User Rating: 4.15 ( 1 votes)

Netflix ve CBC ortak yapımı Alias Grace kısa süre önce izlediğimiz, büyük beğeni kazanan Handmaid’s Tale ‘in yazarı Margaret Atwood’un gerçek bir olaydan esinlenerek yazdığı romandan Kanadalı aktris, yazar ve yönetmen Sarah Polley’in imzasıyla televizyona uyarlanmış. 1843 yılında henüz 16 yaşındaki İrlanda göçmeni hizmetçi Grace Marks (Sarah Gadon) evin diğer çalışanı James Mc Dermott (Kerr Logan) ile beraber patronu Thomas Kinnear(Paul Gross) ve sevgilisi Nancy Montgomery(Anna Paquin) öldürmekten hapse mahkum olur ancak olayı tam anlamıyla hatırlayamamaktadır. Olaydan on beş yıl sonra yeni gelişen psikoloji bilimi sayesinde suçlu ve ya masum olduğunu ortaya çıkartabilmek amacıyla Dr Simon Jordan(Edward Holcroft) Grace ile bir dizi görüşme yapar.

Alias Grace bu görüşmeleri ve paralel bir kurguyla Grace’in başından geçenleri anlatıyor. Romanı çok iyi özümsemiş birinin kaleminden çıktığı belli olan senaryosu hem duygusal hem de tekinsiz alt yapıyı oluşturmakta ve iki ayrı zaman diliminde akan öykünün temposunu ayarlamakta oldukça başarılı. Neredeyse yarı süresi Grace ile Dr. Jordan arasında geçen dizi akıcı diyalogları ve yakın plan çekimleriyle bu bölümlerde de doğrusu en az Grace’in yaşadıklarını izlerkenki kadar gerilmemize neden oluyor. Kısacası Alias Grace, dizinin omurgasını oluşturan, her ikisi de son derece zeki olan ve kuşkusuz birbirlerinden etkilenen bu iki karakter arasındaki ilişkiyi çok iyi kotarıyor.

Grace başından geçenleri anlatırken bazı sahnelere eşlik eden dış sesi, şimdiki zamanda(olaydan 15 yıl sonra) geçen kısımlarda iç ses haline dönüşüp düşüncelerini yansıtıyor. Olayı tam olarak hatırlamadığından bu iç ses olayları anlamamızı sağlamaktan ziyade Sarah ile duygusal bağımızı güçlendiriyor. Onun ne kadar kırılgan ve yalnız olduğunu anlıyoruz. O yıllarda küçük bir hizmetçi kız için dünyanın ne kadar acımasız ve adaletsiz olduğunu da Sarah’ın yaşadıklarını izledikçe öğreniyoruz. Dr Jordan onun için üzülmesine ve aralarında gitgide artan cinsel gerilime rağmen ona en doğru soruları sormaktan vazgeçmiyor ve acı çekse de bilimsel objektifliğini hiç kaybetmiyor. Grace’in değişen ruh halleri, soğukkanlılığı, anlatısının aralarına sanki kontrolsüzce sızan bazı kısa sahneler olayın perde arkasında, Grace’in zihninin derinliklerinde çok daha fazlasının olduğunu gösterip psikolojik gerilim tanımlamasının da altını dolduruyor. Bu sayede masum olduğuna inanmak istesek te aynı ona aşık olan Dr Jordan gibi o kuşku hep aklımızın bir köşesinde duruyor.


Dönemin ruhunu çok iyi yakalayan Alias Grace, kostümleri, sinematografisi hatta jeneriği ile göz dolduruyor. Sarah Godon tamamen hayat verdiği karaktere odaklı diziye, duru güzelliği ve daha ilk sahnede sınavını verdiği değişen ruh hallerini yansıtmaktaki başarısı ile çok şey katıyor. Ona eşlik eden Edward Holcroft’un da rolünün hakkını verdiğini, görece daha küçük rollerde Anna Paguin, Zachary Levi gibi ünlü oyuncuların ve ünlü yönetmen David Cronenberg’in de diziye renk kattığını belirtelim.

Sonuç olarak, Alias Grace de aynı Handmaid’s Tale gibi sistem nedeniyle değersizleştirilmiş, kimsesi olmayan, kimsenin umurunda olmayan bir kadının hikayesini anlatıyor. Bu kez öykü gerçek olaylardan esinlense ve tarihi dokuyu kullansa da kurduğu atmosfer, hikayesini anlatış tarzı da aslında benzeşiyor. Bu iki kadının en büyük farkı ise birisinin hiç sahip olmadıklarını diğerinin kaybederek aynı noktaya varmış olması. Bu yüzden June’un sağlıklı isyanını Grace’de göremiyoruz. Grace’in bir parçası sanki inatla, June’un yıkmaya çalıştığı sisteme dahil olmak için umutsuzca çabalıyor. Bu yüzden Grace kendi konumunda olan insanlara anlayış gösteremiyor, aksine kendisini öğüten sistemin kurallarını onlar için de çalıştırmaya hevesli, ve ya June’a oranla çok farklı ve acımasız şekilde planladığı isyanı anlatamayacağından Dr Jordan’a duymak istediklerini söylüyor. İsyanını içinde kimsenin hatta belki kendisinin bile bilmediği bir yerde biriktiriyor. Tam anlamıyla bir suç draması olmadığı halde, cevabını arıyor göründüğü, Grace’in masum olup olmadığı sorusunu da kendine özgü şekilde cevaplayan Alias Grace kanımca senenin en dikkat çekici dizilerinden biri, hele Handmaid’s Tale’i sevdiyseniz kesinlikle kaçırmayın, iyi seyirler…

Yazılarımızdan haberdar olmak için abonemiz olun.