Menü

American Honey Film Eleştirisi

69.Cannes Film festivalinde Jüri özel ödülü, İngiliz Bağımsız Sinema ödüllerinde en iyi film,en iyi yönetmen, en iyi kadın oyuncu, en iyi görüntü yönetimi ödüllerini kazanan American Honey bu hafta ülkemizde vizyona giriyor. Daha önce de Fish Tank(2009)ve Red Road(2006) filmleriyle Cannes film festivalinde Jüri ödülü kazandığı düşünülerse nerdeyse ödüle abone olan Andrea Arnold’un yazıp yönettiği filmin başrollerini Sasha Lane, Shia LaBeouf, Riley Keough paylaşıyor. American Honey gencecik bir kızın yaşadığı hayattan kaçarak özgürleşmeye çalışmasını anlatıyor gibi görünse de aslında bu bir aidiyet, yuva arama öyküsü. Star çaresizce çırpınıp durduğu hayatından kaçma kararını bile etrafta dolaşan, dergi satarak şehirden şehre gezen…
yönetmen - 8
oyunculuk - 8.5
görsellik - 8
senaryo - 7
müzik - 8.5
kurgu - 7.5

7.9

User Rating: Be the first one !

69.Cannes Film festivalinde Jüri özel ödülü, İngiliz Bağımsız Sinema ödüllerinde en iyi film,en iyi yönetmen, en iyi kadın oyuncu, en iyi görüntü yönetimi ödüllerini kazanan American Honey bu hafta ülkemizde vizyona giriyor. Daha önce de Fish Tank(2009)ve Red Road(2006) filmleriyle Cannes film festivalinde Jüri ödülü kazandığı düşünülerse nerdeyse ödüle abone olan Andrea Arnold’un yazıp yönettiği filmin başrollerini Sasha Lane, Shia LaBeouf, Riley Keough paylaşıyor.

American Honey gencecik bir kızın yaşadığı hayattan kaçarak özgürleşmeye çalışmasını anlatıyor gibi görünse de aslında bu bir aidiyet, yuva arama öyküsü. Star çaresizce çırpınıp durduğu hayatından kaçma kararını bile etrafta dolaşan, dergi satarak şehirden şehre gezen gençler topluluğuna özenerek ve Jake’in cazibesine kapılarak veriyor. Yani başını alıp gitmiyor, aradığı macera değil, içinde güvende ve özgür olabileceği, onu olduğu gibi kabul edebilecek bir aile. Star örnek alabileceği onu önemseyen ebeveynlere hiç sahip olmamış olduğundan dünyayı sadece kendi çocuksu penceresinden değerlendirebiliyor. Kuralları, sınırları, önyargıları yok. Kimse ona yabancılarla konuşma, uyuşturucu kullanma dememiş mesela. O yüzden yolunu el yordamıyla bulmaya çalışıyor.

Star’ın Jake ile ilişkisi de karmakarışık. Jake’in ona hediye almasının , peşinden gelecek kadar onun için endişelenmesinin, onu kıskanmasının Star için değeri büyük. Onunla ilişkisinde de beklentisi sahiplenilmek yönünde. Star’ın çevresindeki herkesi ve tabii ki seyirciyi az ve ya çok etkisi altına alan ışığına Jake de karşı koyamıyor ama onu çok ta hırpalıyor. Star her genç insan gibi büyüdüğünü herkese, özellikle de Jake’e kanıtlayarak kabul görmek istiyor. Bu da onu daha çaresiz daha savunmasız ve daha kırılgan yapıyor aslında. Ne zaman kırılsa pasif agresyon gösterip, kaçmaya, aşırılığa meyil ediyor, çevresine değil de hep kendisine zarar vermeye çalışıyor.

Filmi izlerken büyüme öykülerinde genellikle görüldüğü üzere Star’ın hikayesinde de ister istemez bir başkaldırı bir patlama görmeyi bekliyoruz. Bu beklentinin tatmin olmayışı filmin uzadıkça tekrara gitmesi ve vurucu bir sona sahip olmaması bir dezavantaj olarak görülebilir belki ama bir bütün olarak değerlendirdiğinizde kanımca filmin amacının bunlar olmadığı anlaşılıyor . Çünkü yönetmen Andrea Arnold özenle seçtiği, çok iyi tanıdığı ve adeta üzerine titrediği karakterine bir zafer kazandırmaktansa hayatından bir olaylar geçidi, bir kesit sunmayı tercih ediyor. Onu takdir etmemizi değil de bağrımıza basmamızı, anlamamızı istiyor. Bu nedenle filminin odağına bir karakter yerleştirmek yerine, karakterinin üzerine bir film inşa ediyor. American Honey’nin bıraktığı etki Star’a bakınca yaşadıkları, yaşayacakları üzerine beyninize hücum eden görüntülerin perdeye yansıması gibi. Doğal ışık, solgun renkler, Amerika’nın isimsiz kasabalarından yansıyan görüntüler, hareketli kamera, müzikler, doğaçlama hissi veren senaryo hep bu amaca hizmet ediyor ve çok farklı bir tat yakalıyor. Filmin müziklerine bir parantez açmak gerekirse Star’dan başka kalbinize en çok dokunan şahane müzikler eşliğinde akıp giden kilometrelerle yakalanan beraberlik duygusu. Zaten Star’ın yüzünü en fazla güldüren de bu anlar. Filme adını veren American Honey şarkısını hep beraber söyledikleri sahne bu anlamda bir zirve oluşturuyor.

Star’ı canlandıran, Andrea Arnold’un kumsalda güneşlenirken keşfettiği Sasha Lane ilk oyunculuk deneyiminde karakterle adeta bütünleşerek kusursuz bir performans koyuyor ortaya. Yönetmenin tecrübesiz oyuncuyla bu riski alması kahramanına ne kadar hakim olduğunun da kanıtı aslında. Shia LaBeouf da biraz düzenbaz, kuralına göre oynayan, Star’ın arzu nesnesi Jake ‘e başarıyla hayat vererek aralarındaki aşkın inandırıcılığını arttırıyor. Topluluktaki diğer gençleri canlandıran oyuncular da doğal performansları ile filmi destekliyor.

Sonuç olarak American Honey yollarda geçen, inandırıcı bir aşk ve büyüme demeyelim de büyümeye çalışma öyküsünü kendine özgü atmosferiyle son derece doğal ve incelikli bir şekilde yansıtıyor perdeye. Star’ın aslında trajik olan hikayesini gözümüze sokmak yerine ince detaylarla onun merhametini, çocuksu masumiyetini, çaresizliğini ve hayal kırıklıklarını anlatıyor. Bir yandan da ne yaşamış ve ya yaşayacak olursa olsun eğer aradığı aidiyeti bulabilirse iyi olacağını, zaten kumaşında olan merhamet, cesaret ve hayat enerjisiyle düze çıkacağını hissetmemizi sağlıyor. Bu senenin kanımca en farklı, en yürek burkan ama ona rağmen en iyi hissettiren filmlerinden biri, iyi seyirler…

Yazılarımızdan haberdar olmak için abonemiz olun.