Menü

Ben;Tonya Film Eleştirisi;

Ben Tonya, 1994 yılında Amerikan spor tarihinin en büyük skandallarından birine karışmış buz pateni sporcusu Tonya Harding’in hayatından bu skandala uzanan bir kesit sunuyor. Craig Gillespie'nin yönettiği ve Steven Rogers’ın senaryosunu yazdığı filmde Tonya Harding’i bu güne kadar güzelliği ile ön plana çıkan ama artık aldığı Oscar adaylığının da kanıtladığı üzere adını kalburüstü oyuncular arasına yazdırdığını rahatlıkla söyleyebileceğimiz Margo Robbie canlandırıyor. 1975 doğumlu Harding hırslı annesi sayesinde küçük yaşta buz pateni yapmaya başlar. Nispeten daha yakın ve sıcak bir ilişki kurduğu babasının onları terk etmesiyle katı ve disiplinli annesiyle kalan Tonya annesinin de ısrarıyla buz patenine sarılır ve ülke çapında…
yönetmenlik - 7
senaryo - 7.5
müzik - 7
kurgu - 7.5
oyunculuk - 8
sinematografi - 7

7.3

User Rating: Be the first one !

Ben Tonya, 1994 yılında Amerikan spor tarihinin en büyük skandallarından birine karışmış buz pateni sporcusu Tonya Harding’in hayatından bu skandala uzanan bir kesit sunuyor. Craig Gillespie’nin yönettiği ve Steven Rogers’ın senaryosunu yazdığı filmde Tonya Harding’i bu güne kadar güzelliği ile ön plana çıkan ama artık aldığı Oscar adaylığının da kanıtladığı üzere adını kalburüstü oyuncular arasına yazdırdığını rahatlıkla söyleyebileceğimiz Margo Robbie canlandırıyor.

1975 doğumlu Harding hırslı annesi sayesinde küçük yaşta buz pateni yapmaya başlar. Nispeten daha yakın ve sıcak bir ilişki kurduğu babasının onları terk etmesiyle katı ve disiplinli annesiyle kalan Tonya annesinin de ısrarıyla buz patenine sarılır ve ülke çapında yarışmaya başlar. Ancak kaba tavırları, rüküş kıyafetleri ve bozuk insan ilişkileri teknik açıdan iyi olmasına rağmen jürinin puanlamasına negatif yansımaktadır. Çok genç yaşında evlendiği Jeff Gillooly ile şiddet dolu, çalkantılı evlilik hayatı, bozuk maddi durumu, annesin sevgisiz, ilgisiz tavırları derken pek çok cephede birden savaşan Tonya 1994 yılında Amerikan Kış Olimpiyatlarına hazırlandığı sırada rakibi Nancy Kerrigan’ın uğradığı coplu saldırıdan sorumlu tutulacaktır.

Öncelikle filmin yakın tarihe ait oldukça ilgi görmüş, skandala dönüşmüş bir olayı cesaretle ve mümkün olduğunca tarafsız olarak mercek altına aldığı, Tonya’yı aklama, ondan bir kahraman yaratma sevdasına kapılmadığı söylenebilir. Bütün kusurları, kabalıkları,cahilliği, rüküşlüğü hatta başarısızlığına bulduğu mazeretleri ile neredeyse itici bir Tonya karşımızdaki. Film onun yaşadıklarını, annesi ve kocasıyla ilişkisini, evinde asla bulamadığı sevgiyi umutsuzca buz üzerinde aramasını anlatırken Tonya’nın bu sevgiyi dilendiği Amerikan halkını, kamuoyunu da hedefine alıyor. Belki de fazla Amerikalı olduğu için teknik becerilerine rağmen buz pisti dışındaki davranışlarıyla yargıladıkları Tonya, daha önce hiçbir Amerikalı patencinin gerçekleştiremediği üçlü axel hareketini yapınca Amerika’nın sevgilisi oluveriyor ve Tonya’nın ne yazık ki bu ilgi ve sevgiyi kaybetmemek için yapamayacağı şey yok. İş oraya gelince de Tonya’nın ne kadar suçlu veya masum olduğunun çok fazla bir önemi de kalmıyor. Yani filmin asıl derdi Tonya’nın suçlu olup olmadığından ziyade o noktaya gelme sebebi. Zaten hakkında sonuçlanmış bir mahkeme, bağımsız bir yargı tarafından verilmiş kararlar var ve bu kararların yorumunun filmin ilgi alanına fazla girmiyor oluşu filmi değerli kılan öğelerden bir tanesi kanımca.

Tonya, Lavona Harding(annesi), Jeff Gilroy(kocası) ve Shawn Eckardt’ı (kocasının arkadaşı, olayın azmettiricisi)  canlandıran oyuncularının röportaj verir gibi kameraya konuştuğu ve olayları anlatıp yorumladığı  sahneleri araya serpiştirilmesi  filmin anlatım tarzını biraz belgesele kaydırıyor. Buna ek olarak oyuncular bazen olay akışı  sırasında da kameraya dönüp konuşarak dördüncü duvarı yıkıyor. Bu tercih hem filmi daha orijinal, komik ve akıcı hale getiriyor hem de bakış açılarını gösterip karakterlere sanki kendini savunma hakkı tanıyarak filmi tarafsız ve dengede tutan unsurlardan biri oluyor.

I Tonya’nın  dönemin ruhunu yansıtan kostüm, saç ve makyaj çalışması, Dire Straits’in Romeo and Juliet’inden, Iggly Pop klasiği Passenger’a, Supertramp’tan Fleetwood Mac’a ve Laura Branigan’a uzanan soundtrack albümü de son derece başarılı.

Filmin aynı zamanda yapımcılarından da bir olan Margo Robbie daha önce hiç bilmediği buz patenini öğrenmek ve buz üzerindeki sahneleri inandırıcı kılmak için aylarca çok sıkı çalışmış. Bu rol filmin neredeyse tamamen Tonya üzerine kurulu olması, onun sıra dışı karakteri, kaba tavırları ve çalkantılı ruh halleri nedeniyle bile oldukça ciddi bir meydan okumayken buna bir de fiziksel zorluğu eklediğinizde ortaya çıkan performansa şapka çıkarmamak imkansız. Karşısında çok tecrübeli, muhteşem oyuncular olsa da kendi adıma Margo Robbie’nin performansının bir adım önde olduğunu ve tören gecesi Oscar heykelciğini kucaklaması gerektiğini düşünüyorum. Sebastian Stan’ın(Jeff Gilroy) seviyorum derken yakıp yıkan cahil, zorba koca portresi ve iki oyuncunun uyumu gayet iyi. Tonya’nın kalpsiz, soğuk ve hırslı annesini canlandıran Allison Janney’in başarılı performansı ise I ,Tonya’nın baştan beri çok konuşulan ve taktir gören yönü oldu. Yani yardımcı kadın oyuncu filmin Oscar’a en yakın olduğu kategori diyebiliriz rahatlıkla.

I Tonya ünlü bir spor skandalı üzerinden sıra dışı bir sporcunun yaşamını, Amerikan rüyasının bedellerini ve perde arkasını anlatırken insan hayatındaki hemen her şeyin temelinde aile ve ait olma sorunları yattığının da altını çizmekten geri durmayan, hızlı kurgusu ve yarattığı gerçeklik duygusu sayesinde hiç sıkılmadan izlenen ve Margo Robbie’nin muhteşem performansı ile parlayan bir film. Keşke Oscar adayları içinde yer bulabilseydi kendine, iyi seyirler…

Yazılarımızdan haberdar olmak için abonemiz olun.