Menü

Coco Film Eleştirisi

Logosundaki bize bakan lambadan bile ne kadar yaratıcı fikirler ürettiğine ikna olabileceğiniz Pixar Animation Stüdyolarının son harikası Coco kıymeti artık yavaş yavaş kaybolan yerel  kültür hikayelerinden birinin aslında ne kadar evrensel olabileceğini kanıtlayarak ölümsüzleştiren ve bu hikayelere sahip çıkmamızın önemini hatırlatan üstelik bunu hem son derece eğlenceli hem de hüzünlü bir şekilde yapan bir animasyon filmi.


Seslendirmesi Edward James Olmos, Benjamin Bratt, Gael Garcia Bernal, Renee Victor ve Anthony Gonzalez gibi yıldızlar tarafından yapılan Coco’nun sözü geçen yerel hikayesi Meksika’da resmi tatil olup her yıl kutlanan Ölüler günü festivalinde geçiyor. Aztekler’den miras olan bu gelenek ölümü korkutucu bir son değil yaşamın döngüsü olarak görüyor. Bu nedenle Meksika’lılar Ölüler günü festivalini ölülerini anıp, ölen yakınları için hazırladıkları sunaklara hediyeler bırakarak, sevdikleri yiyeceklerle mezarı başında piknik yapıp sevdikleri şarkıları söyleyerek kutluyorlarmış. Günümüzde ise Ölüler günü kaybedilenlerin hatırlanıp anıldığı bir festival halini almış.

Filme gelince, 12 yaşındaki Miguel’in en büyük tutkusu müziktir ama ne yazık ki ayakkabıcılık yapan ailesinde müzik yapmak hoş görülmemektedir. Ölümünden sonra neredeyse  bir halk kahramanı haline gelmiş Meksikalı gitarist Ernesto de la Cruz’a hayran olan Miguel gizli gizli onu dinleyip gitar çalmaktadır. En büyük hayali onunla tanışıp onun gibi olabilmektir. Tesadüf eseri yanlışlıkla Ölüler gününde Ölüler diyarına geçen Miguel bu hayalini gerçekleştirme fırsatı yakalar ama  bir taraftan da  tekrar ait olduğu dünyaya dönmek zorundadır. Sevdiklerimizin var olmasının onları hatırlayıp anmaya devam etmekle mümkün olduğu, sadece hatırlananların sevdiklerini ziyaret edip görebildikleri  özgün bir  öteki dünyada sıkışan Miguel bu macera sırasında  ailesi ve Ernesto de la Cruz hakkında kimsenin bilmediği gerçekleri de öğrenecektir.

Öncelikle Coco’nun Adrian Molina’nın kaleminden çıkma  senaryosunun son derece iyi bir fikri, hem işlevsel hem de eğlenceli bir şekilde oya gibi işlediğini belirtelim. Çatışmalarını gayet iyi belirleyen, metnini kültürel göndermelerle süsleyen bu dinamik senaryonun hemen her şeyi kararında.  Coco animasyon filmlerinin en sevdiği ‘Hayallerinin peşinden git’ söylemini özenle ‘bırakın hallerinin peşinden gitsin, siz ona sedece sıcak bir yuva verin’e çevirip bu kez çocuklara değil ebeveynlere sesleniyor. Çünkü Miguel küçük yaşına rağmen kendisine neyin uygun olduğunu, nasıl yaşaması gerektiğini çok iyi biliyor. Filmin asıl hedefi yaşanmışlıkların gölgesini çocuklarının üzerinden çekemeyen ebeveynler, bağnazlıkları ile onları boğan  aile büyükleri. Hemen her Pixar animasyonu gibi heyecanlı bir kaçıp kovalamaca, müzikli danslı eğlenceli bir macera ve burnumuzun direğini sızlatacak duygusal anlar  içeren Coco köklerimize bağlılığımızı kaybetmeden özgür olabilmenin mümkün olduğunu hatırlatıyor.

Tabii Pixar’ın Meksika’nın Amerika’nın asla sahip olmadığı kültürel mirasına  ait bir film çekmesi, bununla da yetinmeyip bu kültürün  en ünlü, en sevilen ve tabii ki  en protest sanatçılarından biri olan ressam Frida Kahlo’yu da ucundan kıyısından hikayeye dahil etmesinin bu seneye denk gelmesi Trump’ın zaferi ve ardından gelen ırkçı söylemleri  düşünüldüğünde kesinlikle tesadüf değil. Filmin başarısından bağımsız olarak sırf bu nedenle bile aday olduğu en iyi animasyon filmi Oscar’ını kazanması kesinlikle sürpriz olmaz. Coco’nun Latin tınıları taşıyan Sountrack albümünün de çok başarılı. Hatta film ikinci Oscar adaylığını da ünlü oyuncu Benjamin Bratt tarafından seslendirilen ‘Remember me’ adlı şarkısı ile elde etti.

Oluşturduğu ölüler dünyası atmosferi son derece çekici ve muzip olan filmle ilgili tek endişe bunu belli bir yaşın altındaki henüz ölüm ve öteki dünya algısını tam geliştirmemiş çocuk izleyicilerin nasıl yorumlayacağını çok kestirememek olabilir. Özellikle bir yakınını kaybetmiş olan küçük çocukların yetişkinleri bile kolaylıkla ağlatan filme ne kadar üzülüp, yaralanacakları veya özenip  o dünyaya ait olmayı düşleyebilecekleri konusu tartışılabilir. Yine de çocuk psikiatristlerini dehşete düşüren pek çok çocuk masalının yüzyıllardır anlatılageldiğini düşünürsek  en iyisi belki de bu konuda çocukların sağduyusuna güvenmektir. İyi seyirler…

Yazılarımızdan haberdar olmak için abonemiz olun.