Menü

Dunkirk ; Film Eleştirisi

Inception, Memento, Prestige, Dark Knight ve Interstellar gibi filmleriyle rüştünü çoktan ispatmış, son yılların en iyi yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen Christopher Nolan’ın bu yıl epik bir savaş filmi çekmesi, hele hele nedense sinemada pek fazla el atılmayan Dunkirk kuşatmasını konu alıyor olması büyük heyecan yaratmış, hayranlarının gözü yollarda kalmıştı. Başrollerini Tom Hardy, Cillian Murphy, Mark Rylance ve Harry Styles’ın paylaştığı Dunkirk nihayet vizyona girdi. Film İkinci Dünya Savaşında Dunkirk sahilinde sıkışıp kalan İngiliz ordusunun tahliye edilme macerasını konu alıyor ve tabii ki savaşın acımasızlığını gözler önüne seriyor. Üç öykü anlatan film, üç farklı zaman ve üç ayrı mekanda geçiyor.…
yönetmenlik - 9
Görsellik - 8
oyunculuk - 6
müzik - 6
senaryo - 6
kurgu - 8

7.2

User Rating: 3.6 ( 2 votes)

Inception, Memento, Prestige, Dark Knight ve Interstellar gibi filmleriyle rüştünü çoktan ispatmış, son yılların en iyi yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen Christopher Nolan’ın bu yıl epik bir savaş filmi çekmesi, hele hele nedense sinemada pek fazla el atılmayan Dunkirk kuşatmasını konu alıyor olması büyük heyecan yaratmış, hayranlarının gözü yollarda kalmıştı. Başrollerini Tom Hardy, Cillian Murphy, Mark Rylance ve Harry Styles’ın paylaştığı Dunkirk nihayet vizyona girdi.

Film İkinci Dünya Savaşında Dunkirk sahilinde sıkışıp kalan İngiliz ordusunun tahliye edilme macerasını konu alıyor ve tabii ki savaşın acımasızlığını gözler önüne seriyor. Üç öykü anlatan film, üç farklı zaman ve üç ayrı mekanda geçiyor. Yani Nolan epik bir film, bir savaş filmi çekerken bile klasik anlatının dışına çıkıyor. Mekanla ilgili tercihi ilk saniyelerde hava, kara ve deniz olarak belirleyip altını çizerken, zamanla ilgili tercihini film ilerledikçe kavrıyoruz. Filmin bu akış üzerinden yapılan kurgusu hem çok zekice hem de son derece akıcı. Bu bir aksiyon filmi olsa her üç mekanda da süregelen ve teknik anlamda perdeye neredeyse kusursuz şekilde yansıyan savaşa ve hayat mücadelesine kendimizi kaptırmak çok kolay. Ancak bu bir aksiyon filmi değil, aksine pek çok insanın boşu boşuna yaşamını yitirdiği korkunç bir savaşı anlatmaya soyunan bir film ve ne yazık ki teknik olarak ne kadar iyiyse duygusal açıdan da o kadar zayıf. Bunun nedeni üç öykü anlattığından karakterlerini geliştirmek onlarla empati yapmamızı sağlamak için yeterli süresinin olmaması diye düşünülebilir. Ancak Dunkirk Nolan’ın en kısa filmlerinden biri. Üstelik anlattığı olayın tarih kitaplarından okusanız bile bir miktar duygulandıracak bir potansiyeli mevcut. Yani bu duygusal eksikliği sadece çoklu karakter ve çoklu öykü tercihiyle açıklamak doğru olmayabilir.

Nolan kesinlikle çok akıllı, çok maharetli bir yönetmen ama filmografisine bir göz attığımızda duyguyu izleyiciye geçirebilme eksikliğinin az ve ya çok neredeyse tüm filmlerinde var olduğu da yadsınamaz. Örneğin, İnterstellar’ın bazılarınca başyapıt kabul edilip bazılarınca dudak bükülmesinin de en önemli sebebi teknik olarak kusursuz, öykü olarak son derece ilginç olmasına rağmen aslında tüm filmin üzerine kurulu olduğu baba-kız ilişkisini yeterince derinlikli anlatamayıp inandırıcı kılamamasıydı kanımca. Nolan gibi akıllı biri bunun farkına varmış olacak ki Dunkirk’ü üç öyküye bölerek böylesine derinlikli bir ilişki anlatma riskini baştan ortadan kaldırıyor ve iyi yaptığı işe odaklanıyor.

Filmin ikinci büyük zaafı ise Nolan’ın en az konuşma içeren filmi olmasına rağmen maalesef son derece didaktik olması. Nedense Nolan karakterlerinin hep kendilerini açıklamaları gerekiyor. Bu belki İnception gibi sıra dışı bakış açıları ve bilimsel ayrıntılar içeren filmlerde zaman zaman gerekli olabilir ve mazur görülebilir. Ancak Dunkirk özelinde duygusal bir altyapı da olmaksızın gözünüze sokulanlar amacın o olmadığını bilseniz bile filmi neredeyse bir propaganda filmine çeviriyor. Ayrıca Nolan’ın bu açıklama ihtiyacı aslında bir noktaya kadar son derece iyi tırmanan, heyecanı canlı tutan, incelikli kurgusu ile temposunu koruyan ve hikayesini gayet iyi bağlayan filme o son beş-altı dakikayı eklemesine neden oluyor. Bu da seyirciyi mutlu bir gülümsemeyle eve gönderebilecekken filmi bana göre aslında olmadığı olmak ta istemeyeceği bir noktaya taşıyor ve düşmanı hiç göstermeyerek özenle oluşturduğu evrensel sayılabilecek bakış açısını zedeliyor.

Filmin oyunculuklarında çok ön plana çıkan bir performans yok. Üç ayrı koldan akan filmin başrolü ve ya herhangi bir rolü destekleyecek karakter derinliği ve senaryo yetkinliği olmadığından Tom Hardy ve Cillian Murpy gibi yüksek potansiteli olan oyuncuların bile filme katabilecekleri pek fazla bir şey kalmıyor. Hans Zimmer tarafından yapılan müziklerine gelince; müzik kullanımı hem Nolan’la birlikte çalıştıkları Inception ve Interstellar’da olduğu kadar ön plana çıkmıyor hem de o kadar etkileyici değil. Müzikler de aynı film gibi insanların acılarına değil savaş sahnelerinin ihtişamına odaklanıyor.

Sonuç olarak Dunkirk iyi bir savaş filmi. Hikayesini anlatma biçimine, yüksek temposuna,kurgusuna, heyecanı ve teknik anlamdaki mükemmelliğine, görüntü yönetimine diyecek söz yok. Hem gişede yüz güldürecek hem de Oscar yarışında oyunculuk hariç tüm dallarda boy gösterecektir. Ama işte konu Nolan olunca çıta da epey yükseliyor. Bekliyoruz ki yönetmen kurguda, anlatımda gösterdiği mahareti senaryoda da göstersin, ucuz kahramanlığın altını çizmeye, filme Churchill’i dahil etmeye filan ihtiyaç duymasın. Belki de Nolan’ın filmlerinin senaryolarını yazmaya son vermesinin zamanı gelmiştir, iyi seyirler…

Yazılarımızdan haberdar olmak için abonemiz olun.