Menü

El Royale’de Zor  Zamanlar; Film Eleştirisi

El Royale’de Zor Zamanlar Marslı’nın senaryosu ile   Oscar adaylığı bulunan, Senarist-yönetmen Drew Goddard’ın beğeni toplayan Cabin in the Woods’un ardından gelen ikinci yönetmenlik denemesi.  Film  geceyi Nevada-California eyalet sınırı tam ortasından geçen, zamanında ünlülerin uğrak yeriyken artık gözden düşmüş El Royale Otelinde geçirmeye hazırlanan ve her birinin aslında farklı amaçları olan bir gup insanın  yavaş yavaş kontrolden çıkan hikayesini anlatıyor. 1960’ların son yıllarında geçen bu zincirleme suç öyküsünün  kahramanları Rahip Flynn(Jeff Bridges), zenci şarkıcı Darlene (Cynthia Erivo), güzel Hippi Emily(Dakota Johnson), seyyar satıcı Sullivan  (Jon Hamm), otel görevlisi Miles(Lewis Pullman) ve   tarikat lideri Billy Lee( Chris Hemsworth). Geri dönüş(flashback) sahneleri…
yönetmen - 7.5
senaryo - 8
kurgu - 7.5
Müzik - 8
oyunculuk - 7.5
görsellik - 7.5

7.7

User Rating: Be the first one !

El Royale’de Zor Zamanlar Marslı’nın senaryosu ile   Oscar adaylığı bulunan, Senarist-yönetmen Drew Goddard’ın beğeni toplayan Cabin in the Woods’un ardından gelen ikinci yönetmenlik denemesi.  Film  geceyi Nevada-California eyalet sınırı tam ortasından geçen, zamanında ünlülerin uğrak yeriyken artık gözden düşmüş El Royale Otelinde geçirmeye hazırlanan ve her birinin aslında farklı amaçları olan bir gup insanın  yavaş yavaş kontrolden çıkan hikayesini anlatıyor. 1960’ların son yıllarında geçen bu zincirleme suç öyküsünün  kahramanları Rahip Flynn(Jeff Bridges), zenci şarkıcı Darlene (Cynthia Erivo), güzel Hippi Emily(Dakota Johnson), seyyar satıcı Sullivan  (Jon Hamm), otel görevlisi Miles(Lewis Pullman) ve   tarikat lideri Billy Lee( Chris Hemsworth).

Geri dönüş(flashback) sahneleri hariç, tamamının otelde geçtiği düşünülünce  filmin başrollerinden birinin de  El Royale oteli olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla.  Bununla bağlantılı olarak otelin tasarımı, renk paleti ve özenli görüntü yönetimi hemen filmin artı hanesine yazılıyor. Tek mekanda geçen filmlerin başına bela olan tempo problemleri ise filmin  yetkin kurgu ve senaryonun yardımıyla bir avantaja dönüşüyor.  El Royale’de Zor Zamanlar mekan değiştiremeyince bakış açımızla  ve zamanla oynayarak hikaye akışını karakterlerin gözünden, onların yaşadıkları üzerinden sağlıyor. Böylece biz de onlar gibi bir diğerinin yaptıklarını, hakkındaki gerçekleri  yavaş yavaş öğreniyoruz. Bundan başka film, karakterlerin birbirleri hakkında bilmediklerini seyirciye flashbacklerle  gösteriyor ama bunu karakterlerin tanıtım aşamasında değil de hikayenin en azından o karakter için çözüm aşamasında yapıyor. Böylece sürpriz avantajını hep elinde tutmuş oluyor. Filmin geneline yayılan bu sürprizlerin hepsi çok büyük  olmasa da çoğunlukla beklenmeyen anlarda geldiklerinden  seyir zevkini arttırmakta oldukça etkililer.

İyi  işleyen senaryosu filmin iskeletini çok sağlam kurmasını sağladığı gibi, Nixon dönemi politik yapısı, siyasete bulaşan santaj, toplumun  siyahilere bakış açısı, çiçek çocuk hareketinin son noktasından palazlanan tarikatlar hatta Vietnam Savaşına göndermeleriyle  60’ların sonlarındaki Amerika’nın hayli gerçekçi bir fotoğrafını çekmeyi de ihmal etmiyor.

El Royale’de Zor Zamanlar belki sadece çözümlenme kısmının öncesinde yönünü değilse de  hızını biraz kaybediyor. Bunun en önemli sebebi her flashback’in  hikayeye çok iyi hizmet edememesi kanımca. Zaten bildiğimiz şeyleri, hatta karakterin anlattıklarını gösteren bir iki flashback çıkartılsa sanki hem filmin süresi daha makul olabilir, hem de ortalara doğru yaşadığı tempo sorunu ortadan kalkabilirdi. Neyse ki film  oteldekilerin karşısına hepsini tehdit eden yepyeni bir düşman çıkartarak  o virajı da gayet güzel dönmeyi ve tansiyonu yeniden yükseltmeyi başarıyor.

Oyuncu kadrosu göz kamaştıran filmin aksayan performansı yok. Jeff Bridges her zamanki gibi döktürüyor ve ileri derecede karizmatik. Jon Hamm, Dakota Johnson ve güzel sesiyle Cynthia Erivo da gayet başarılı. Daha çok aksiyon filmlerinde maskülen rollerde izlediğimiz Chris Hemsworth’ün uçuk, biraz feminen, hippi psikopat  Billy Lee performansı da biraz  abartılı belki ama kanımca bu abartı filme, karakter de Hemsworth’e  yakışıyor.

En son olarak El Royale’de Zor Zamanlar’ın müziklerinin filmin ruhuna birebir uyduğunu belirtelim. Filmin en stresli anlarından birinde gelen Deep Purple esprisi, Cythia Erivo’nun enstrümansız performanları yanında çoğu zaman otelin müzik kutusundan yükselen ve 60’ların ünlü parçalarından oluşan Soundtrack’i de müthiş.

Sonuç olarak  bir senarist-yönetmenin elinden çıktığını her haliyle belli eden, senaryo üzerinden kurgulanmış, dönemin atmosferini gayet iyi yansıtmaktan da geri kalmayan kanlı bir suç filmi olan El Royale’de Zor Zamanlar’ın senenin iyi filmleri arasında kendine zorlanmadan yer açtığını söylemek yanlış olmaz, iyi seyirler…

 

Yazılarımızdan haberdar olmak için abonemiz olun.