Menü

Fosse /Verdon Dizi Eleştirisi;

Ünlü Broadway yönetmeni, dansçı ve koreograf Bob Fosse ve sevgilisi, hayat arkadaşı, meslektaşı, rakibi, kızının annesi, başdansçısı  Gwen Verdon’un yaşam öykülerine odaklanan Fosse/Verdon bizi ayrıca dünyaca ünlü , gönül verdiğimiz bir çok müzikalin hazırlık aşamalarına ve arka planlarına tanık ediyor. Sanatçıların  hayatına odaklanan, otobiyografik pek çok roman ve film olsa da sanırım dizi örneği oldukça az. Üstelik Bob Fosse kendi otobiyografisini dizide de izlediğimiz üzere ölümünden önce çekmişti(All That Jazz). Ancak Fosse’nin kısa sayılabilecek hayatının,  All That Jazz’ı çekerken o dönemdeki  sevgilisini kendisini oynaması için seçmelere alması, kızını kendisini oynaması için yeterince iyi bulmaması, çapkınlıkları, kazandığı ödüller, bunlara rağmen tavana vurmuş egosunun altında bazen sadece Gwen’e gösterebildiği güvensizlikleri, zayıflıkları ile bölümler boyu izlenecek malzemeyi fazlasıyla içerdiği de bir gerçek.  


Sam Wasson’ın Fosse biyografisine dayansa da dizi aslında adından da anlaşılacağı gibi matematiğini daha çok Gwen ile Bob’un ilişkisi ve bunun sanatsal yansımaları üzerine kuruyor. İki yaratıcı insanın birlikte, birbirlerini  tamamlayarak büyük eserler yarattıktan ve bu eserler halka mal olduktan sonra sonsuza kadar  birbirlerine bağlanması sanırım kaçınılmaz. Fosse/Verdon hem rakip hem sevgili olan, bu anlamda milyonların sevgisini paylaşan iki insanın ilişkisinin gösteri dünyasının şişirdiği egoları işin içine girince her ikisini de  esir eden bir kısır döngüye dönüşmesini anlatıyor.  Buna bir de ebeveyn olmalarını eklediğinizde ilişkileri iyice içinden çıkılmaz bir hale geliyor. Geçtiğimiz yıl dördüncü yeniden çevrimini izlediğimiz A Star İs Born abartısından uzak, hayatla daha barışık bir yıldızların aşkı öyküsü karşımızdaki. Birbirini çok iyi tanıyan, birbirlerinin güçlü ve zayıf taraflarını çok iyi bilen  ve ilişkileri yılları devirirken pek çok şey kaybeden ama birbirlerine  olan sevgileri hiç tükenmeyen bir çiftin öyküsü.

FOSSE VERDON “Glory” Episode 4 (Airs Tuesday, April 30, 10:00 pm/ep) — Pictured: Sam Rockwell as Bob Fosse. CR: Michael Parmelee/FX

Fosse/Verdon  öyküsünü aslında tek bir düzlemde anlatıyor, yani dizi Gwen ve Bob’un tanışmaları ile başlayıp, Bob’un ölümüyle son buluyor. Ancak ara sıra bu düzlemden sapıp geri dönüşlerle, hatta bazen anlık flashbacklerle ilişkilerinin bazı evrelerinden kesitler alıyor. Yani galaları, açılışları, büyük zaferleri değil alttan akan hayatı, bu eserlerin oluşum, sunum aşamalarının bu iki insanı nasıl etkilediğini son derece tarafsız bir gözle anlatıyor. Pek çok hata yapsalar da, birbirlerini incitseler de birbirlerine olan hayranlıkları ve zaafları hiç azalmıyor, hatta seneler içinde artıyor.

Bu ilişki ve karakter odaklı anlatım bir açıdan diziye derinlik katıyor ancak  diğer açıdan da benim gibi hayran olduğu Chicago, All that Jazz ve  Kabare  gibi müzikallerden sahneleri izlemeyi umutsuzca bekleyen izleyiciyi biraz hayal kırıklığına uğratıyor. Fosse/Verdon bazı sahnelerde ağzımıza bir parmak bal çalsa da asla bir müzikale dönüşmüyor. Siz bu eserleri biliyorsunuz zaten bir de bunun arkasındaki adamı/kadını görün diyor adeta. Bu bir tercih tabii ama ben kendi adıma büyük Broadway yönetmeninin hayatının hele sekiz bölümlük bir dizi olacaksa biraz daha müzik ve dansla süslenmesine hayır demezdim. Çünkü dizinin bazı sahneleri gereksiz uzattığı,  ve ara sıra ayrıntılarda boğulup,  tekrara düştüğü göz önüne alınınca bu sekiz bölümlük zamanı ekonomik kullanabildiğini söylemek zor. Yine de hakkını yemeyelim, Fosse’nin kızıyla dans ettiği ve Gwen ile ilk tanıştığı sahneler gibi dansın dramatik yapıya yedirilerek kullanımı  son derece başarılı.  Bunun yanında dönem ruhunu çok iyi yansıtan kostüm tasarımları da göz dolduruyor.

Oyunculuklara gelince dizi günümüzün en başarılı oyuncularından  ikisi ile kutsanmış adeta. All That Jazz’da Roy Scheider tarafından nerdeyse kusursuz  canlandırıldığını düşündüğüm Fosse’a Sam Rockwell kendi  imzasını atmayı başarıyor. Fosse’nin ruhsal dalgalanmaları kadar dans adımlarını ve dehasını da inandırıcı kılarak yine kendisine hayran bırakıyor. Michaelle Williams ise Gwen Verdon’un Fosse tarafından dağıtılıp yine onun tarafından toparlanan ruh hallerini, zayıf ve güçlü anlarını mükemmel yansıtıyor, üstelik hem dansçı ve hem de solist olarak ta oldukça başarılı. Senenin en iyi  performanslarından ikisini sunan Williams ve Rockwell’in  haklı olarak ödül sezonunda da adları sıkça geçecek gibi görünüyor.

Sonuç olarak Fosse/Verdon  bağlılık, aşk, aidiyet hakkında da pek çok şey söylerken özellikle Broadway müzikallerine gönül vermiş izleyicileri bu müzikallerin ruhunu belki de en iyi yakalamış olan ikilinin hikayesiyle kolayca tavlıyor ve adı geçen muhteşem müzikalleri acilen yeniden izleme isteği ile başbaşa bırakıyor, iyi seyirler…

Yazılarımızdan haberdar olmak için abonemiz olun.