Menü

HAN SOLO; BİR STAR WARS HİKAYESİ FİLM ELEŞTİRİSİ

Her yıl vizyona sokulan Star Wars filmlerinden bu senenin hakkına da Han Solo’nun gençlik yıllarının hikayesi düştü. Bu her yıl yeni film politikası bir açıdan Star Wars evrenini zenginletip genişletirken bir açıdan da seyirciyi sanki bir miktar sıkılma ve seriden soğuma aşamasına getirdi. Öyle ki en azılı Star Wars fanatiklerinin heyecanı bile yatıştı, bir nebze törpülendi hatta hatta pamuklara sarılan  Star Wars evreni sanki her yaz bir yenisi vizyona giren Hızlı ve Öfkeli filmleri statüsüne indirgendi. Daha fazla Star Wars filmi izlemeye elbette kimsenin itirazı olamaz ancak keşke bu  her sene bir film telaşı, bu yazar, yönetmen keşmekeşi biraz durulsa,…
yönetmen - 7
oyunculuk - 6.5
kurgu - 7
senaryo - 6
Görsellik - 7

6.7

User Rating: 2.83 ( 2 votes)

Her yıl vizyona sokulan Star Wars filmlerinden bu senenin hakkına da Han Solo’nun gençlik yıllarının hikayesi düştü. Bu her yıl yeni film politikası bir açıdan Star Wars evrenini zenginletip genişletirken bir açıdan da seyirciyi sanki bir miktar sıkılma ve seriden soğuma aşamasına getirdi. Öyle ki en azılı Star Wars fanatiklerinin heyecanı bile yatıştı, bir nebze törpülendi hatta hatta pamuklara sarılan  Star Wars evreni sanki her yaz bir yenisi vizyona giren Hızlı ve Öfkeli filmleri statüsüne indirgendi. Daha fazla Star Wars filmi izlemeye elbette kimsenin itirazı olamaz ancak keşke bu  her sene bir film telaşı, bu yazar, yönetmen keşmekeşi biraz durulsa, yaratıcı ve serinin hayranı olan insanlara bolca süre tanınsa belki  çok daha özenli, tutarlı,  yenilikçi olabilecek filmler çıkacak karşımıza.

Aslında bu manada Star Wars Evreninin en sevilen karakterlerinden biri olan  Han Solo’nun gençlik yıllarını anlatacak filmin senaryosunun  Return of the Jedi ve Empire Strikes Back’in senaryolarını yazmış olan Lawrence Kasdan’a ve oğluna (Jonathan Kasdan) emanet edilmiş olması yüreklere biraz su serpmiş ve Han Solo’nun gençliğini canlandırmak üzere seçilmiş  olan Alden Ehrenreicholan  zaten yeni film serisinin bu efsanevi kahramana uygun gördüğü sona hala içerleyen Star Wars hayranlarını pek memnun etmese de filmi merak etmemizi sağlamıştı. Yapım sürecinde  pek çok aksilik yaşanan epey savrulan projede sonuna yönetmen koltuğu el değiştirdi  ve filmi buna da şükür dedirten   tecrübeli yönetmen Ron Howard tamamlayıp vizyona yetiştirmeyi başardı.

 

Pilot olan ve kendi gemisine sahip olma hayalleri kuran Han ve  Qi’ra(Emilia Clark)  galaksideki fakir bir gezegende, kötü koşullarda yaşayan, birbirlerine aşık iki gençtir.  Gezegenden kaçmaya çalışırlarken Qi’ra geride kalır.  Bir gemi satın alıp geri dönmeyi planlayan Han mecburen soyguncularla işbirliği yapar  ama   yıllar sonra Qi’ra ‘yı gökte(!) ararken yerde bulur.

Aslında Han Solo; Bir Star Wars Hikayesi’nin hikayesi şablon olarak  ünlü çocuk romanı Define Gezegenini  andırıyor. Dünyada tek başına kalmış, kendine bir yön arayan, biri olmaya çalışan bir çocuk ve onu ‘gemisine’ almak zorunda kalan düzenbaz ama aslında kalbi daha tam nasırlaşmamış bir korsan. Hatta bu öykünün çok sevilen animasyon Disney versiyonu gelecekte geçer ve gemi bir uzay gemisidir. Temelde Star Wars filmlerinin öykülerinin baba-oğul sorunları, kendini bulma ve kahramanlık hikayeleri üzerine kurulu olduğu  düşünüldüğünde ve aynı örnek aldığı, sevdiği, baba yerine koyduğu korsan gibi biraz düzenbaz ve bencil olan yada olmaya çalışan ama aslında sağduyusu sayesinde hep doğru yolu bulan  Han Solo’yu anlamak için bu hikaye doğrusu  biçilmiş kaftan. Ancak filmin ne yazık ki bu hikayeye kendi dokunuşlarını ekleyerek onu özgün kılmayı bırakın, Solo ile Beckett arasında Woody Harrelson’un kalburüstü  oyunculuğuna rağmen derinlikli bir usta-çırak, baba-oğul ilişkisi kurmayı başarabildiği söylenemez.

Solo’nun aşk macerasına gelince benzer  sorunlar orada da  mevcut. İlk sahnelerde birbirine aşık iki çocuk sevimli ama sonrasında Qi’ra’nın değişmiş, büyümüş, görmüş geçirmiş  olduğu imasını destekleyen tek şey makyajının ağırlaştırılmış, kıyafetlerinin  o şekilde düzenlenmiş  olması.   Emilia Clarke’ın ışıl ışıl yüzü ve  Pollyanna tavırlarıyla bezeli, katmansız oyunculuğu kanımca  öykünün inandırıcılığını ciddi anlamda zedeliyor.  Yani aslında film Solo’nun sonraki yıllardaki  gönül ilişkilerini ciddiye almayan, flörtöz, çapkın tavırlarının altında yatan hikayeyi iyi yakalamış olsa da maalesef derinleştirip  etkileyici kılmayı başaramıyor.

 

 

Doğaldır ki filmdeki genç adam tanıdığımız Han Solo’ya oranla daha hevesli, daha çocuksu ve daha az sarkastik bir karakter olarak yazılmış.  Aslında Solo’nun yıllar içinde yaşadığı zor hayata karşı daha alaycı  ve daha vurdumduymaz hale gelecek olması, Beckett’i örnek alması ve hatta hazır gemisi ile beraber sanki onun hayatını da devralmış gibi ileride biraz Lando’nun  karakterine  bürünmesi son derece mantıklı.

Rolü alması tartışılan Alden Ehrenreich’e gelince, bütün negatif bakış açısına  rağmen hakkını yemeyelim, genç oyuncu çocuksu dokunuşlar eklediği  karakteri perdeye doğallıkla yansıtmayı başarıyor. Özellikle silahını tutma şekli ve yürüyüşü hatta gülümseyişiyle Harrison Ford’u epey andırdığı, bu zorlu görevin altından alnının akıyla çıktığı söylenebilir.

Aynı şekilde  Lando’nun gençliğine hayat veren Donald  Glover da gayet başarılı. Her iki genç aktörün de  karakterlerini  çok sevdiği ve benimsediği belli ve  Han’ın önündeki önemli rol modellerden biri olan Lando’ya aynı  Beckett gibi  fazla vakit ayıramamak ta yine  filmin kaybı oluyor. Aslında Han’ın filmdeki en başarılı anlatılan ikili ilişkisi Chewbacca ile olan. O koca yaratığın onu neden o kadar sevdiğini, o kadar bağlandığını  net şekilde anlıyoruz filmi izlerken. Zaten Luke’un, Leia’nın ve seyircinin Han’ı sevmesinin nedeni de aynı. Karşısındakini Jedilerin aksine yargılamadan, örselemeden sevip benimsemesi ve arkasını kollaması.

 

Başkarakterinin saf iyimser bakış açısına rağmen Han Solo; A Star Wars Story beklenenden daha karanlık bir film. Rogue One ile aynı, umutsuz zamanları anlattığı, isyana ucundan da olsa değindiği düşünülecek olursa filmin sinematografisine de soluk renklerle yansıyan  bu seçim filme yakışıyor.   Konusu itibarıyla dişe dokunur bir uzay savaşı veya ışın kılıcı dövüşü içermese de filmin  aksiyonu eksik değil, özellikle ilk yarıda  trende geçen  sahne çok yaratıcı ve başarılı. Zaten  Ron Howard’ın kontrollü yönetmenliği,  aksiyon dozunu ve temposunu son yirmi dakikaya kadar  gayet iyi ayarlayarak seyirciyi  filmin içinde tutmayı başarıyor.

 

 

Son yirmi dakika ise karakterler arasındaki ilişkiler sağlam kurulamadığından beklenen etkiyi yaratamazken, bir de gayet tahmin edilebilir bir sürpriz hazırlamak adına yapılan hamleler iyice can sıkıyor. Beckett ile   ilişkinin sonlandığı noktada Han’ın davranışı  filmin genelinde   gayet doğru şekilde  kurgulanan  karaktere hiç  uymuyor. Aynı uyumsuzluk daha önce altyapısı oluşmadığından Qi’ra’nın davranışı için de geçerli.

Neyse ki senaryonun karakter derinliği ve etkileşimi, hatta yer yer diyalog  sorunları olsa da baba-oğul  Kasdan’ların Star Wars evrenine hakim olmaları olay akışı açısından taşların büyük oranda yerine oturmasını sağlıyor. Bu ikili Star Wars  ruhuna sadık kalıp Han Solo hakkında pek çok merakımızı gideriyor ve önceki hikayelere ait  olan  bilgilerimizi, küçük ayrıntıları bile  seriye tutarlı şekilde bağlayarak bir bütün oluşturmayı  başarıyor. Han’ın Han Solo olmasına, Chewbacca ile tanışmasına, Millenium Falcon’u ilk gördüğü ana ve  galaksinin en hızlı pilotu ünvanını nasıl aldığına tanık olmak  az şey değil doğrusu. Film ayrıca  her türlü yaratığın bulunduğu bar sahnesi ve bir robotu hikayenin  akışına dahil ederek onu umursanan bir karakter haline getirme hatta  bir misyon yükleme  geleneğini de başarıyla sürdürüyor. Kendine güvenli, köleliğin karşısında isyanı destekleyen, filme  dahil olduğu kısa sürede bile kalbimizi kazanan L3, serideki ilk dişi  robot olarak Star Wars evreninde yerini alıyor.

Sonuç olarak Han Solo Bir Star Wars Hikayesi,  hikaye ve  senaryo aşamasında beklediğimizin aksine zaafları olsa da şık aksiyon sahneleri, iyi ayarladığı temposu,  başrol oyuncusunun karakteri iyi özümsemesi ve nostaljik öğeleri seyircinin tutkusunu ateşleyecek şekilde tutarlı kullanmayı başarması sayesinde Han Solo’yu ve Star Wars evrenini zedelemeden  iyi vakit geçirten  bir film olmayı başarmış gibi görünüyor, iyi seyirler.

 

Yazılarımızdan haberdar olmak için abonemiz olun.