Menü

Legion; Dizi Eleştirisi; İlk Beş Bölümün Ardından

(Bu yazı spoiler içeriyor mu derseniz Legion dizisi için bunu bilmek doğrusu pek mümkün değil) Coen Kardeşlerin efsane filmi Fargo’nun ve ondan esinlenilerek yaratılan aynı adlı dizinin senaristi Noah Hawley tarafından kaleme alınan ve FX kanalında yayınlanan Legion dizisi ilk bölümleri itibarıyla oldukça ilgi gördü ve heyecanla karşılandı. Bunun en önemli sebebi ise ekranlarda irili ufaklı boy gösteren DC Comics ve Marvel süper kahraman maceralarından çok farklı bir çizgi tutturması. İlk kez 1985 yılında yayınlanan ‘New Mutants’ sayısı ile X-Men evrenine katılan Legion karakteri çizgi romanları takip edenlerin bildiği gibi Profesör X’in oğlu. Ama Legion’ın dizi versiyonu bu gerçeği unutmamakla…
yönetmenlik - 8
oyunculuk - 7
senaryo - 7.5
görsellik - 8
kurgu - 8.5
müzik - 7.5

7.8

User Rating: Be the first one !

(Bu yazı spoiler içeriyor mu derseniz Legion dizisi için bunu bilmek doğrusu pek mümkün değil)

Coen Kardeşlerin efsane filmi Fargo’nun ve ondan esinlenilerek yaratılan aynı adlı dizinin senaristi Noah Hawley tarafından kaleme alınan ve FX kanalında yayınlanan Legion dizisi ilk bölümleri itibarıyla oldukça ilgi gördü ve heyecanla karşılandı. Bunun en önemli sebebi ise ekranlarda irili ufaklı boy gösteren DC Comics ve Marvel süper kahraman maceralarından çok farklı bir çizgi tutturması.

İlk kez 1985 yılında yayınlanan ‘New Mutants’ sayısı ile X-Men evrenine katılan Legion karakteri çizgi romanları takip edenlerin bildiği gibi Profesör X’in oğlu. Ama Legion’ın dizi versiyonu bu gerçeği unutmamakla birlikte ona özgün karakterler ile tamamen özgün bir hikaye yazacak gibi görünüyor. Çünkü şimdilik dizinin bildiğimiz X-Men evreniyle çakışmayacağı ve tanıdık mutantları görmeyeceğimiz açıklandı. Bu aslında bir anlamda rahatlatıcı bir bilgi. Çünkü Marvel’in belki de bu en ayrıksı dizisinin X-Men evreninde kaybolup gitmesi son derece yazık olurdu.

Öncelikle karşımızda süper kahraman olduğunu bilmeyen bir süper kahraman var. Otuzlu yaşlarının başındaki David Charles Haller(Dan Stevens) şizofren olduğunu, tanık ve ya sebep olduğu bütün garip olayların kafasında gerçekleştiğini sanıyor. Onunla tanıştığımızda da bir akıl hastanesinde zaten. Derken akıl hastanesine gelen yeni bir hastaya aşık oluyor. Kendisine dokunulmasından hoşlanmayan Syd Barret akıl hastanesinden ayrılacağı gün David dayanamayıp onu öpünce olanlar oluyor. Bundan sonra bir akıl hastası değil bir mutant olduğuna hayatında ilk kez ihtimal veren David kendisini silahlı adamlardan kurtarıp kollayan bir grup mutantın onu götürdüğü gizli tesiste onların yardımıyla hayatını, geçmişini başka bir bakış açısıyla gözden geçirmeye ve güçlerini kontrol altına almaya çalışıyor.


Peşinde onu ele geçirmeye çalışan başka bir grup olsa da dizi ilk bölümler itibarıyla ana olay örgüsünden ziyade neredeyse tamamen David’in kafasının içindekilere odaklanıyor. Onun kim olduğunu, neler yaşadığını, anılarını, çocukluk travmalarını anlamaya çalışırken güçlü ama bir o kadar da karmaşık zihninin derinliklerinde adeta kayboluyoruz. Üstelik dizinin anlattıkları kadar anlatma şekli de oldukça acaip. Araya giren ağır çekimler, dövüş sahnelerinin üzerine yazıldığı ilginç klipler, en heyecanlı anlarda ani kesmeler, Hint filmi dansları, renkler, yaratıklar hepsi David’in dağınık zihnindeki kovalamacanın bir parçası. Jeff Russo tarafından yapılan müzikler de bu anlatımı destekleyerek dizinin yarattığı kaotik görsel şöleni çok daha lezzetli kılıyor. Üstelik sadece David’in zihninde gezerken değil ana olay örgüsü akarken de bazı saykodelik sahneler görmek mümkün ki halen dizide neyin hayal, anı, astral düzlem neyin gerçek olduğunu tam olarak seçebilmenin imkanı yok. Bir ipucu yakaladım derken bambaşka bir yere giden bu anlatım zaman zaman masalsı, zaman zaman gerilimli ama çılgın atmosferiyle kesinlikle eğlenceli ve cezbedici.

David’e hayat veren Downton Abbey dizisi ile tanınan Dan Stevens saf, looser görüntüsü ile oldukça inandırıcı. Tüm hikayenin onun üzerin kurulu olduğu düşünüldüğünde bu dizi için büyük bir avantaj.Oyuncunun David’in hikayesi derinleştikçe çetrefilleşen rolünün tekinsiz taraflarını da başarıyla yansıttığı söylenebilir. Dizinin en ele avuca sığmaz karakteri Lenny’i canlandıran Aubrey Plaza’nın abartılı performansı da yerinde. Adını Pink Floyd üyesinden alan David’in sevgilisi Syd Barret karakterinde Rachel Keller’ın da iyi iş çıkardığı söylenebilir. Diğer mutant karakterler rüya artisti Wallece, bilim insani Cary Loudermilk ve simbiyozu Kerry, onları bir araya getiren Dr. Melanie Bird’ün ve David’in ablası Amy’nin hikayeleri ilk bölümlerde pek fazla derinlik kazanmasa da yavaş yavaş ağırlıklarının artacağının sinyalleri mevcut.

Sonuç olarak Legion, aynı tip süper kahraman dizilerinden sıkılan, insan zihninin hem de oldukça ilginç olanlardan birisinin derinliklerine seyahat etmeye, bu sıra dışı, neredeyse saykodelik deneyimi yaşamaya gönüllü izleyici için bulunmaz bir nimet. Bir yere varır mı varmaz mı hatta her izleyeni aynı noktaya vardırır mı emin olamasak ta eğlenceli ve çok farklı olduğu su götürmez bir gerçek. Zaten kanımca bu dizilerin mantıklı düzlemlere oturması, her şeyi açıklaması olayı abartılıyor ve Legion kesinlikle bir şansı hak ediyor, iyi seyirler…
https://youtu.be/EMmgL9x9tfQ

Yazılarımızdan haberdar olmak için abonemiz olun.