Menü

Parlak Fikirler Üzerine Kurulmuş Filmler Listesi

Sinema insanoğlunun hayal gücünü en fazla kullanıp sınırları zorladığı alanlardan bir tanesi. Günümüzde gelişen teknoloji sayesinde beyazperdeye yansıtılamayacak bir şey kalmadı gibi. Yine de görsel efektlerle ne kadar desteklenirse desteklensin, iyi bir fikri olmayan filmler izleyeni tatmin etmiyor ve adını sinema tarihine yazdıramıyor. Bütün öykülerin ne anlatırsanız anlatın, nasıl anlatırsanız anlatın tek cümlelik bir fikir üzerine kurulu olduğundan yola çıkarak sinema tarihinin aklımızın sınırlarını zorlayan sağlam ve ilginç fikirlerine ve bu fikirleri güçlü bir sinema diliyle yorumlayan ve bir anlamda sinema tarihini değiştiren filmlere bir göz atalım istedik

1-Yok edici(Terminator);

Fikir; Gelecekten gelen robot ve ebeveyn

Yönetmen, senarist; James Cameron (1984)

Apokaliptik bir gelecekte akıllı makinelerle insanların savaşı sürmektedir. Makineler insan direnişinin elebaşı John Connor’ın hiç varolmaması için zamanda geri giderek annesini öldürmeyi planlar. Bu amaçla T-800 isimli yok edici(Terminatör) geçmişe gönderilir. John Connor’ın karşı hamlesi ise annesini ve dolayısıyla kendisini korumak için en yakın arkadaşı olan Kyle Reese’i geçmişe göndermektir.

Terminator, zaman yolculuğunun keşfi, nasıl gerçekleşebildiğinden ziyade iyi tasarlanmış apokaliptik bir gelecekten gelen zaman yolcularının, olmuş olanı değiştirmesi veya değiştirememesi üzerine kurulu bir film. Aslında John Connor gelecekte var olduğuna göre Terminatör’ün amacına ulaşması imkansız mıdır? Ya da amacına ulaşırsa gelecek tamamen değişecek, John Connor varolmayacak, Terminatör’ün geçmişe gitmesi gerekmeyecek midir? Film bize zamanı sorar. Zaman acaba bir döngü mü, düz bir çizgi mi yoksa her anın sonunda oluşan sonsuz olasılıklar mı? Arkasından gelen devam filmlerinden de anlaşılacağı gibi bu özgün fikir hepimizin zihnini uzun süre meşgul etti ve hala etmekte.

2- Maymunlar Cehennemi(Planet of Apes)


Fikir; Evrimin basamaklarıyla oynamak

Yönetmen. Franklin J Shaffner (1968)(Pierre Boulle’ün 1963 yayınlanan romanından)

Albay George Taylor ve ekibi donmuş halde uzayda sürüklenerek yıllar geçirmiş sonunda bir gezegene düşmüştür. Kısa süre gezegende akıllı maymunların hüküm sürdüğünü fark ederler. İnsan ırkı evrim teorisinin aksine ilkel kalmış, konuşmayı bile öğrenememiştir. Dahası konuşan, alet kullanan, sivilize maymunlar tarafından alınıp satılmakta, köle olarak kullanılmaktadırlar. Ekibin tüm yapmak istediği bu kabustan uyanıp kendi gezegenlerine geri dönmektir.

Filmde evrim basamaklarını diğer tüm türlere fark atarak tamamlayan insanoğlunun doğaya hükmetmesi ve gücü ele geçiren taraf olarak zalimliğinin başka bir türe mal edilerek anlatılması son derece sarsıcıdır. Evet biz başardık, ya başaramasaydık diye düşünmemizi sağlar. Hele ilk filmin son sahnesinde ortaya çıkan gerçeği kanı donmadan hatırlayabilen var mıdır, şüpheliyim.

Arkasından gelen devam filmleri genel olarak aynı kabus üzerinden ilerler. Tabii 2011 ve 2013 yıllarında çekilen ve olayların öncesini anlatan iki filmin evrimdeki bu sapmanın nedenlerine de inerek film serisini bir adım öne taşıdığını ve muhteşem görsel efektlerle yeni nesile filmi sevdirdiğini belirtmeden geçmemek lazım.

 

3-Matrix

Fikir; Yaşadığımız dünya, kurulu düzen bir bilgisayar programıdır.

Yönetmen; Andy ve Larry Wachowski (1999)

Bir bilgisayar korsanı olan Neo bir gece kapısına gelen kızın peşine takılıp gördüğünün arkasındaki evrene adım atarak gerçeği öğrenme cesaretini gösterir.

Matrix tam da 21. Yüzyıla girerken gösterime girdiğinde seyreden herkesi sarsmış ve kısa zamanda ardından gelen devam filmlerinin de desteğiyle bir fenomene dönüşmüştü. Genel olarak içinde yaşadığımız dünyanın bize akıllı makineler tarafından dayatılan bir aldatmaca olduğu, algımızı değiştirdiğimiz anda bu dünyada istediğimiz şekilde var olabileceğimiz fikrine dayalıydı. Sorun yine kontrolden çıkmış makineler olmakla birlikte bu kez insanların büyük bir kısmı onlarla savaşmak şöyle dursun, makinelerin kurduğu dünyada küçük dertleriyle yaşamaya devam ediyor, onlar tarafından yönetildiklerinin, katledildiklerinin, bitki gibi yetiştirildiklerinin farkına varmıyorlar, belki de varmak istemiyorlardı. Ne diyelim, Matrix serisi aslında kaşık yok diyebilecek kadar algı sınırlarımızı zorlamayı başardı.

4-Azınlık raporu (Minority report )

Fikir: Suçluyu suçu işlemeden yakalamak

Yönetmen: Steven Speilberg (2002)/ Phillip K. Dick kısa hikayesinden uyarlama.

2054 yılında dedektif John Andelton’ın bağlı bulunduğu birimin görevi kahinlerin öngörüleri ve teknolojiyi birleştirerek suçu işlenmeden önce haber veren bir sistem sayesinde adaleti sağlamaktadır..Ancak bir gün bu sistem Andelton’un suç işleyeceğini belirler ve kovalamaca başlar.

Toplumun refahını sağlamak için henüz suç işlememiş birini mahkum etmek ne kadar doğrudur sorusuna yanıt arayan film insanların daima bir seçme şansı olduğuna yani özgür iradeye vurgu yapıyordu. Tabii o özgür iradeye sahipsek ucunun kendimize dokunmasını beklemeden sistemin kusurlarını görüp sorgulamayı seçip seçmemek de bize bağlı ve apayrı bir tartışma konusu..

 

5- Yarının sınırında (Edge of tomonrow)

Yönetmen: Doug Liman (2014)

Fikir: Zamanda takılmak, aynı günü tekrar tekrar yaşamak

Uzaylıların saldırısı altındaki dünyada gerçekten savaşmamış iletişim subayı Bill Cage talihsiz olaylar sonucu cepheye gönderilir ve ilk gün hayatını kaybettikten sonra defalarca aynı günün sabahına uyanarak uzaylıları altetmenin yolunu arar…

Aslında 1993 yapımı Groundhog Day ( Bu gün Aslında Dündü) bu fikrin ilk kullanıldığı filmdir. Ancak sadece naif bir romantik komedi olan film hayranları olmakla beraber pek fazla ses getirmemişti. Yarının Sınırında’nın başarısı aynı günü tekrar yaşama fikrine uzaylı istilası ve bilim kurgu ögeleri de ekleyerek fikri zenginleştirmesi..

6-Bıçak sırtı (Blade Runner)

 

Fikir; insanlaşan makineler

Yönetmen;Ridlet Scott (1982)/Phlip.K Dick öyküsünden uyarlama

2019 yılı olarak belirlenen gelecekte büyük bir şirketin ürettiği replicantların(makine insanlar) başka bir gezegende köle olarak çalıştırılırken çıkan isyan sonucu dünyaya girmeleri yasaklanmıştır. Dedektif Rick Deckart dünyaya sızan ve artık neredeyse insandan ayırdedilemez olan replicantların peşine düşer.

İnsanoğlunun kendi ürettiği teknolojiden korkusu, sonunda makinelere köle olabileceği fikri çok uzun yıllardır gündemde. Ama bu fikrin ilk ve en özgün örneği artık bir baş yapıt kabul edilen Blade Runner’dır denilebilir. İnsan ırkı tüm korkusuna rağmen tanrı kompleksini yenemeyerek yarattığı, ömür biçtiği ve hatta anılar yüklediği makineleri mükemmelleştirmeye çalıştıkça insanlaşmaları, duygu ve düşünceler geliştirmeleri kaçınılmaz olur. Köle olmaya isyan ettikleri için vur emri verilen replicantlar insanlaştıkça ve Deckart buna tanık oldukça onları avlamak ahlaki bir ikilem haline gelir. İnsan olmak için hadi abartmayalım birey olabilmek için organik maddelerden, etten kemikten yapılmış mı olmak gerekir yoksa duygu, anı ve düşüncelerden mi? Kendi iradesi olan bir ‘şeyi’ sırf siz yarattınız diye kaderinde söz hakkınız olur mu?(soruyu ebeveynlere de soralımJ)

7-Kelebek Etkisi (Butterfly Effect)

 

Yönetmen:Eric Bress,  J. Mackye Gruber (2004)

Fikir: Geçmişi yeniden kurgulamak

Evan Treborn geçmişe gidebilme yeteneğine sahip olduğunu fark eder ve geçmişinde yaşadığı talihsiz olayları silerek hayatını düzene sokmaya çalışır.

Geçmişe yolculuk elbette ki pek çok filmde karşımıza çıkan bir tema. Ancak Kelebek etkisi çok daha kişisel bir bağlamda ele alıyor zaman yolculuğunu. Örneğin kahramanın nasıl olup ta geçmişe gidebildiğinin hiç önemi yok. Önemli olan değiştirdiği küçücük ayrıntıların aynı Kelebek Etkisi (bir kelebeğin kanat çırpması dünyanın öbür ucunda fırtına koparabilir) tanımlamasındaki gibi yaşamına nasıl yansıdığı. Film zaman yolculuğu öğesine belki de olasılıklar evrenlerini de ekleyerek, yaptığımız her seçimin farklı ve beklenmeyen sonuçlar doğurabileceğini adeta gerilim filmi gibi soluk almadan izlettirmeyi başararak sinema tarihinde kendine bir yer edindi..

 

8-Başlangıç (Inception)

Fikir: Başkasının rüyalarında gezinerek bilinçaltına fikir ekmek

Yönetmen:Christopher Nolan (2010)

Rüyada insanlarının bilinçaltına sızıp sırlarını öğrenerek fikir hırsızlığı yapan Dom Cobb arandığı için ülkesine dönememektedir. Bu durumdan kurtulmak için son bir iş teklifi alır ancak bu kez yapması gereken rüyaya sızarak fikir çalmak değil bilinçaltına bir fikir yerleştirmektir.

Cobb bir yandan hiç yapılmamış bir şeyi yapmaya çalışıp hedefinin bilinç katmanlarına ulaşmayı denerken bir yandan kendi bilinçaltının şeytanlarıyla uğraşmaktadır. Bilinçaltı tehlikelidir çünkü aldığımız darbeler ve derine gömdüklerimiz aslında hiçbir zaman tam olarak yakamızı bırakmaz. Bizi aynı noktaya döndürmeye, saklandığı yerden bilinç düzeyine çıkmaya çalışır tıpkı Cobb’un ölmüş karısı Mal’un onu sabote etmeye çalışması gibi. Yüzleşme cesaretimiz varsa ancak o zaman gerçekte kim olduğumuzu keşfeder, tam anlamıyla özgür oluruz. Çünkü yüzleşmek unutmanın yani daha da derine gömmenin ilk adımıdır.

Sonuç olarak Christopher Nolan’ın rüyalar sayesinde bilinçaltı katmanlarında gezinen filmi hem görsel anlamda hem de dramatik yapısı ve senaryosuyla son yılların en özgün filmlerinden biri desek herhalde yanlış olmaz. Bu kadar karmaşık olmasına rağmen tutarlı olan filmin final sahnesinin hala tartışmaya açık olduğunu da ekleyelim.

9-Truman show

Fikir: Televizyon dizisinde büyüyen çocuk

Yönetmen; Peter Weir (1998)

Film Truman’ın özenilecek kadar mutlu ve huzurlu hayatına odaklanarak açılır. Ancak Truman öldü sandığı babasını sokakta görünce yavaş yavaş hayatının tamamen bir kurmaca bir reality show olduğunu fark edecektir. Hayatındaki herkes rollerini oynayan oyunculardır ve  yaşadığını sandığı kasaba bir dizi setinden ibarettir.

Truman gerçeği öğrendiğinde yıkılır. Kurmaca olduğunu bilse bile alıştığı güvenli dünyadan vazgeçmek, her şeyi arkada bırakarak tamamen savunmasız, tek başına dış dünyaya çıkmak kolay değildir. Setin sınırına gelen Truman’ın bir anlamda Truman evrenin tanrısı olan dizinin yönetmeni (ki sahnede Truman yönetmeni göremez, sadece yukardan gelen sesini duyar) ile konuştuğu sahne son derece dramatiktir. En kötüsü de bunlar olurken Truman’ın acısını, hayal kırıklığını, mücadelesini tüm dünyanın işi gücü bırakıp televizyondan canlı olarak izlemesidir. Truman Show yaratıcı çıkış fikri üzerinden, hepimizi zaman zaman esir alan televizyon sektörüne yöneltilmiş en sağlam eleştirilerden biridir.

 

 

10- Fantastik yolculuk(Fantastic voyage);

Yönetmen: Richard Fleisher(1966)

Fikir; İnsan vücudu içinde yolculuk

Bilim adamları önemli bir diplomatı ölümcül bir hastalıktan kurtarmak amacıyla yine bilim adamlarından oluşan bir ekibi küçülterek bir denizaltı içinde diplomatın vücuduna enjekte eder. Akyuvarların düşman, kan akımının girdap, tansiyon yükselmesinin hız anlamına geldiği şahane bir macera başlar.

Yapım yılı düşünüldüğünde efektlerin ve bu maceranın oldukça inandırıcı ve eğlenceli olduğunu kabul etmek gerekir. 1986 yılında Joe Dante tarafından çekilen İnnerspace (İçimde biri var) da yine aynı fikri kullanan son derece eğlenceli bir komedidir. Son olarak, James Cameron’un filmin 3D versiyonunu çekmeyi düşündüğünü belirtelim, umarız bu proje gerçekleşir.

 

Bu listeyi az farkla ıskalayan birkaç film ekleyelim:

 

  1. Altıncı His; Fikir; I see dead people / Yönetmen: M. Night Shyamalan (1999)
  2. Eternal sunshine of stpless mind;Fikir; sevgiliyi hafızadan kazıtmak / Yönetmen: Michel Gond(2004)
  3. Avatar ;Fikir; Başka bir bedeni yönetmek  /  Yönetmen : James Cameron(2009)
  4. -Dokuzuncu bölge; Fikir; Uzaylıları ötekileştirmek / Yönetmen; Neill Blomkamp(2009)

Yazılarımızdan haberdar olmak için abonemiz olun.