Menü

Stranger Things Dizi Eleştirisi; İlk Sezonun Ardından

(Yazı izlememiş olanlar için Spoiler içerebilir) 1983 yılında küçük, sakin bir Amerikan kasabasında yaşanan sıra dışı olayları anlatan Netflix dizisi Stranger Things ‘in yaratıcıları Matt ve Ross Duffer kardeşler. Uzun zamandır kendisini özleten Winona Ryder’ı dramatik bir rolde izleme fırsatı sunan ve 80’ler nostaljisini bir avantaj haline getiren dizi, daha şimdiden kendine hatırı sayılır bir hayran kitlesi edindi ve bunun sonucunda ikinci sezonunun da onayını aldı. On iki yaşlarındaki Will üç arkadaşıyla oyun oynadıktan sonra gece evine dönerken esrarengiz şekilde kaybolur. Will’in annesi Joyce(Winonna Ryder) süpermarkette çalışarak iki oğluna bakan, kocası tarafından terk edilmiş biraz tuhaf bir kadındır. Kasabanın Şerifi…
oyunculuk - 8
yönetmen - 7
kurgu - 7
görüntü yönetimi - 7
senaryo - 6.5

7.1

User Rating: 4.9 ( 1 votes)

(Yazı izlememiş olanlar için Spoiler içerebilir)

1983 yılında küçük, sakin bir Amerikan kasabasında yaşanan sıra dışı olayları anlatan Netflix dizisi Stranger Things ‘in yaratıcıları Matt ve Ross Duffer kardeşler. Uzun zamandır kendisini özleten Winona Ryder’ı dramatik bir rolde izleme fırsatı sunan ve 80’ler nostaljisini bir avantaj haline getiren dizi, daha şimdiden kendine hatırı sayılır bir hayran kitlesi edindi ve bunun sonucunda ikinci sezonunun da onayını aldı.

strangerthings_promotionalstill.0.0

On iki yaşlarındaki Will üç arkadaşıyla oyun oynadıktan sonra gece evine dönerken esrarengiz şekilde kaybolur. Will’in annesi Joyce(Winonna Ryder) süpermarkette çalışarak iki oğluna bakan, kocası tarafından terk edilmiş biraz tuhaf bir kadındır. Kasabanın Şerifi (David Harbour)arama ekipleri oluşturarak olayı incelemeye başlasa da bu sakin kasabada böyle bir olay olduğuna inanamamaktadır. Herkes gibi Will’i arayan arkadaşları Mike, Lucas ve Dustin ormanda kendileri ile aynı yaşlarda bir kız çocuğu bulur. Adının Eleven olduğunu söyleyen saçları kısacık traşlı bu garip çocuğu alıp Mike’ın evine getirirler. Joyce zaten oğlu için endişelenirken evde gerçekleşen sıra dışı olaylar nedeniyle Will’in hayatta olduğuna ve kendisiyle iletişime geçmeye çalıştığına inanmaya başlar.

winona-ryder-is-a-frantic-80s-mom-in-netflix-trailer-for-stranger-things-netflix-1011114

Dizinin en fazla öne çıkan özelliği zamanın E.T başta olmak üzere en çok beğenilen filmlerinin dokusunu yansıtması ve bu filmlere açık göndermelerle dolu olması. Ama sanki dizi bu özellikleriyle göz boyayarak klişeleri sonuna kadar kullanmak için bahane arıyor gibi. Bu klişeler sadece gizem- bilimkurgu türüyle de sınırlı kalmıyor üstelik. Strange Things Amerikan banliyö kültürü, Amerikan liselerinde yaşanan ve her film-dizide gözümüze sokulan zorbalıklar, küçük yaşların arkadaşlık yeminleri, evrenler arası geçişi anlatmak için kağıt katlamalar, devletin ya da şirketlerin gizli gizli yürüttüğü kan donduran araştırmalar, amaçsızca insan yiyen gözü dönmüş canavarlar, kahraman ama depresif kasaba şerifi, popüler çocuk- aşık ama ezik çocuk ikilemleri (aslında dizi en orijinal finali bu kısımda yapıyor) gibi yıpranmış konuları bir araya getirmekte bir sakınca görmüyor. İyi yanı 80’ler atmosferini son derece tatmin edici şekilde oluşturması ve samimi, iddasız bir anlatımla (ilerde belirtilecek olan son bölümlerdeki birkaç sahne hariç) sizi avucunun içine alması. Böylece öykü nostalji kozunu sonuna kadar kullanıp, sizi oyalayarak akarken yüzünüzde bir gülümsemeye sebep oluyor. Ne var ki bu illüzyonun arkasındaki orjinalite eksikliği ayakkabınıza giren küçük bir taş gibi hafif bir rahatsızlık veriyor. Yürüyorsunuz ama o küçücük taşın orada olduğunun da farkındasınız. Bu his aslında ilk dört bölüm itibarıyla henüz gizemler seriliyorken daha belli belirsiz. Belkide bölümler ilerledikçe özgün bir şey yakalama umudu gitgide azaldığından dizinin serim kısmı çok daha etkileyici ve tekinsiz. Ne zaman tüm gerçekleri öğrenen Şerif burnu bile kanamadan serbest kalıyor işte o zaman hikaye gerilim unsurunu geride bırakıyor ve teklemeye başlıyor. Eleven’ın öyküsünü mantıklı bir temele oturtmayı, gizemi farklı yollarla farklı yerlerinden yakalamaya çalışan kahraman gruplarına mantıklı argümanlar bulmayı ve yollarını kesiştirmeyi başarsa da öykünün inandırıcılığı gitgide azalıyor. Arkadaş için çiğ tavuk yenir de uçurumdan atlanır mı? Ormanın ortasında elinde bıçakla beliriveren zorbalığın sınırlarını zorlayıp öldürme amacıyla saldıran en fazla 14 yaşındaki çocuklar, Şerifin çocukları tepeden tırnağa silahlı üç profesyonel katilin elinden birkaç saniyede kurtarması ise az önce sözü geçen birkaç abartılı sahnenin örnekleri. Bu sahneler maalesef diziyi iyiden iyiye çocuk filmine eviriyor.

netflix-supernatural-drama-stranger-things-000

Stranger Things’in zaten yalpalayarak giden hikayesi finalde daha da dağılıyor. Bir süre birlikte çalışsalar da her grup sanki paylaşılan bilgileri hiçe sayıp kendi bulduğu ipuçlarını takip ederek kendi savaşını veriyor gibi. Dizi kazanılan zaferi kahramanları arasında paylaştıramıyor. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar sonunda doğaüstü yaratığı yine doğaüstü güç yeniyor. Bu bir seçim tabii ama kahramanlarımızın birlikte başarmalarını beklerken, insanın doğaüstüne zaferini izlemek isterken bu seçim finalden alınan tadı bir hayli azaltıyor.

Oyunculuklara gelince Winona Ryder ve Eleven’a hayat veren Millie Bobby Brown başta olmak üzere oyunculuk performanları etkileyici. Nancy’nin havalı erkek arkadaşı Steve gibi kötü performanlar genellikle yan rollerle sınırlı kalarak fazlaca dezavantaja dönüşmüyor.

stranger-things

Sonuç olarak Strange Things seksenler ruhunu ekrana yansıtmakta başarılı, özellikle Winona Ryder ve çocuk oyuncularının performansları ile doyurucu olsa da özgün bir çıkış yakalayamıyor. Çocuklar üzerinden anlattığı düşünüldüğünde aksinin itici olabileceğini kabul etmekle birlikte bir gerilim öyküsünü için izlediği rota fazlasıyla naif kalıyor. Tüm referans aldığı yapımlarda biliyoruz ki her zaman çocuklar ve iyilik kazanır. Afacan afacan arkadaşlık yeminleri ederek gizemleri çözerler. Bu klişeyi tersine çeviren yapımlar olsa da dizi özellikle ilk birkaç bölümünden sonra zaten o sinyali vermiyor. Will’in bulunup kurtarılacağından adımız gibi eminiz. Eleven’ın kendini feda etmesine gelince, ilk anda 6 ay sonra kısmının onun dönmesiyle noktalanacağını beklerken klişeler üzerinden de olsa son dakikalarındaki sürpriz ile açık bir kapı bırakılmasının finalin yarattığı hayal kırıklığını bir nebze telafi ettiği söylenebilir. Tabii bu kısım aynı zamanda Eleven’ın ikinci sezonda tıpkı Superman gibi küllerinden doğacağının garantisi olarak ta algılanabilir.

stranger_things_netflix.jpg.644x615_q100

Nostaljiye hele hele 80’ler nostaljisine, harika müzikleri ve göndermelerine hiç itirazımız yok ama 2016 yılı itibariyle aynı dinamikleri çalıştırmak yerine bunları özgün fikirler üzerine hakkıyla işlemek çok daha şık ve tatmin edici olmaz mıydı diye düşünmeden edemiyor insan. Stranger Things’e ikinci sezonu sürükleyecek sağlam, orijinal fikirler ve birkaç doz tekinsizlik gerekli. Bunlar olmazsa ‘Should I stay or should I go’ çalmaya başlayacak, en azından benim için…

Yazılarımızdan haberdar olmak için abonemiz olun.