Menü

UPGRADE FİLM Eleştirisi

  İlerleyen teknoloji ile gelen internet çağında insanoğlunun hem en büyük ümidi hem de en büyük korkusu olan yapay zaka, sinemanın da oldum olası en fazla ilgilendiği, kurcaladığı konulardan biri. Sinema tarihinin bildiğim kadarıyla en eski yapay zekası Hal-9000'dan (2001 Space Odyssey-1968)bu yana tam 50 yıldır beyaz perdede Matrix'ten Ex Machina'ya, Chappie'den Roy Betty'e (Blade Runner)pek çok yapay zeka izledik. Kimi Hal gibi sadece bilgisayarken kimi Ava (Ex Machina)gibi son derece güzel bir bedene sahipti. Gitgide daha yakına gelen gelecekte geçen ve her zaman alıcısı olan bu filmler yapay zekanın  hayatımızda kaplayacağı yeri, bunun  etik, ahlaki, psikolojik ve sosyolojik etkilerini…
yönetmenlik - 7.5
oyunculuk - 7
senaryo - 6.5
kurgu - 7
Görsellik - 7.5
müzik - 6.5

7

User Rating: 3.85 ( 1 votes)

 


İlerleyen teknoloji ile gelen internet çağında insanoğlunun hem en büyük ümidi hem de en büyük korkusu olan yapay zaka, sinemanın da oldum olası en fazla ilgilendiği, kurcaladığı konulardan biri. Sinema tarihinin bildiğim kadarıyla en eski yapay zekası Hal-9000’dan (2001 Space Odyssey-1968)bu yana tam 50 yıldır beyaz perdede Matrix’ten Ex Machina’ya, Chappie’den Roy Betty’e (Blade Runner)pek çok yapay zeka izledik. Kimi Hal gibi sadece bilgisayarken kimi Ava (Ex Machina)gibi son derece güzel bir bedene sahipti. Gitgide daha yakına gelen gelecekte geçen ve her zaman alıcısı olan bu filmler yapay zekanın  hayatımızda kaplayacağı yeri, bunun  etik, ahlaki, psikolojik ve sosyolojik etkilerini değişik açılardan ele aldı. Ancak insandan akıllı ve insanın en büyük zayıflığı olan duygusallıktan uzak bu yeni türle nasıl başa çıkacağımızı hiç bilemediğimizden  yapay zekaların özellikleri ve filmlerin konuya bakış açıları birbirinden farklı olsa da ortak noktaları güvensizlik ve paranoya oldu hep.

Sinemanın öne çıkan yapay zekalarını inceleyen yazımıza ulaimak için; https://www.filmlerinsesi.net/yapay-zeka-filmleri-yapay-zekalarin-enleri/


İşte bu yapay zeka furyasının en son ve şaşırtıcı şekilde özgün örneği de Avusturalya sinemasından geldi. Testere filminin senaristi olarak hatırlayacağınız Leigh Whannell’in yazıp yönettiği Upgrade öncelikle yapay zekayı daha önce hiç kullanılmadığı bir alanda kullanarak bile fark yaratmayı başaran bir film.
Çok ta uzak olmayan bir gelecekte Grey Trace( Logan Marshall-Green) çok sevdiği karısı Asha’yı(Melanie Vallejo) bir saldırıda kaybeder, kendisi de ağır yaralanır. Hastanede uyandığında boynundan aşağısı tamamen felç olan Grey hayata küser, hatta ölmeye çalışır. Daha önde birlikte iş yaptığı son derece zengin bir bilim adamı olan Eron ona bir teklifte bulunur. Omuriliğine yerleştirilecek bir çip(!) sayesinde yürüyebilecek, normal bir hayat sürebilecektir ancak deneme aşamasında olan bu teknolojiyi gizli tutmak zorundadır. Omuriliğine yerleştirilen  Stem adındaki yapay zeka ile tanışan  ve  ilk başta onun sunduğu avantajları  ve kazandığı insanüstü gücü karısının katillerini bulmak kullanmakta bir sakınca görmeyen Grey yavaş yavaş Stem üzerinde bir kontrolü olmadığını, aksine ona bağımlı olduğunu fark eder.

 

 

İnsana benzer bir vücuda sahip olan ve olmayan yapay zekaları biliyoruz ama bir insanın vücudunu kullanan yapay zeka bana göre oldukça özgün bir fikir. Upgrade yapay zekanın gerçek anlamda kontrolü ele geçirmesini  tek bir birey üzerinden gerçek kılarken Stem’in istediği olmadığında Grey’i tam da insanoğlunun en büyük paranoyasını tanımlar şekilde bir et yığınına çevirivermesini ekranda  görmek bile kan dondurucu. Ancak film  özgür iradesini yitirip yapay zekanın kölesi durumuna gelen Grey’in  çaresizliğini kurcalayıp derinleştirmek yerine   benzerlerini defalarca seyrettiğimiz klasik bir intikam öyküsü kurguluyor. Bu hamle filme aksiyon  katmak için bahane yaratan  belki biraz ticari bir hamle ve doğrusu bir açıdan tıkır tıkır da işliyor.  Üstelik Nicolas Winding Refn’in filmlerinin sinematografisini hatırlatan parlak renk paleti ile çekilen  bar ve benzeri mekanlardaki dövüş sahneleri B filmlerine yakın dursa da özellikle karakterin robotik(!), hızlı vücut hareketlerine uyan kamera ile farklı bir çizgi yakalıyor. Leigh Whannell parlak zekası sayesinde  ele aldığı konunun altında ezilen senaryonun  zaafiyetine rağmen gitgide yükselen bir gerilim, hatırı sayılır bir aksiyon yaratmayı, yerinde twistlerle filmi en son noktasına kadar taşıyıp, çarpıcı bir finalle  noktalamayı başarıyor.

 

Filmin büyük ölçüde üzerine kurulu olduğu Grey’i canlandıran Dark Blue ve Prometheus’tan hatırlayabileceğiniz Logan Marshall-Green’in  robotik aksiyon sahnelerine uyumu  ve felçli vücut hareketleri gayet iyi. Ancak bu tür bir deneyimi yaşayan bir insanın  farklı ruh halleri, zaman zaman yaşadığı dehşet ve çaresizlik söz konusu olduğunda  senaryo desteğinden de yoksun olan aktörün çok katmanlı bir oyunculuk ortaya koyduğu söylenemez.

Sonuç olarak ayrıksı fikrini ahlaki ve psikolojik olarak fazlaca irdelemek yerine kolaya kaçarak tribüne oynayan Upgrade bu tercihi nedeniyle eli yüzü düzgün, keyifli bir seyrilik olmanın ötesine geçemiyor ne yazık ki.  Zaman içinde hayranlarını yaratıp bir külte dönüşebilir belki ama bu tüm artılarına rağmen  potansiyelinin çok altında kaldığı ve kaçırılmış bir fırsat olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir, iyi seyirler…

 

 

Yazılarımızdan haberdar olmak için abonemiz olun.